Dünya Su Günü-Dünyanın Erken Dönemlerindeki Bakteriler Gün Yüzüne Çıkıyor
Dryas: Küçücük bir bitki ama dünyanın iklim döngülerini biliyor!
Dr. Ayşe Ergüven, Ph.D. Biol.
Dryas, gülgiller Rosaceae familyasından, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'nın arktik ve yüksek dağlık bölgelerine özgü,
yeryüzünde yastık oluşturan, her zaman yeşil, çok yıllık bodur çalılar cinsi. Dünya iklim döngüsünde önemli bir
gösterge olarak yeri olduğu düşünülüyor, iddialar bu yönde!
Cins, adını antik Yunan mitolojisindeki ağaç perileri olan “dryad”lardan almıştır.[1] Dryas, Rosaceae familyasındaki
diğer çoğu cinste bulunan beş taç yaprağı yerine sekiz taç yapraklı, nadiren yedi veya ona kadar yaprağı olan çiçeklere
sahip olmasıyla ayırt ediliyor. Çiçekler sarı bir merkeze sahip, dik ve beyaz (Dryas integrifolia, Dryas octopetala) ya da
sarkık ve tamamen sarı (Dryas drummondii), küçük bitkilerin üzerinde tutunuyor. Bu onları kayalıklarda ve yüksek dağ
bölgelerindeki bahçelerde çok popüler hale getiriyor.
Bu küçük sevimli bitkinin sekiz yapraklı olanı ise (Dryas octopetala) dünya tarihine damga vuran bir özelliğe sahip.
Dikkat çekmek isterim insanlık tarihine değil dünya tarihine! Bu bitkinin görünmesi dünya üzerinde buzul dönemlerini ve
arkasından gelen daha sıcak iklim dönemlerini gösteriyor.
On dokuzuncu yüzyılda, bu bitkinin yaprakları ve meyveleri İskandinavya'da ağaç makro fosillerinin üzerindeki katmanlarda
bulundu, bu da soğuk koşullarda ani bir iklim değişiminin gerçekleştiğini gösteriyordu. Bu değişime Genç (Young) Dryas adı
verildi çünkü soğuk koşullara doğru değişimin en yeni olanı ve tüm Avrupa'da en belirgin olanıydı.[2]
Bu dönemlerin fosil göstergesi olarak kullanılan Dryas octopetala, adını taşıyan soğuk-sıcak jeolojik dönemlerine de verdi.
İklimin değişerek ısınması ile ortaya çıkıyor, soğuk çok soğuk buzul dönemlerinde ise saklanıyordu. Bu bitkinin yüzeyde
görünmesi buzulların erimesi ile doğru orantılı. Önemli olan bu süreler milyon yıl fazları ile oluyor.[3]
Bu küçük bitkinin bugün bizi ilgilendiren tarafı ise kuzey kutbunda buzulların erimeye başladığı yerlerde yine görülmesi
yani iklim şartlarının sıcağa doğru döndüğünün göstergesi. Bu işin romantik tarafı. Acı gerçek ise buralarda sadece bu bitki
değil eriyen buzullarla beraber bilinmeyen/tanınmayan mikroorganizmaların da ortaya çıkması. Bu mikroorganizmalar ki bunlara
virüsler de dâhil, bu bitkinin buzul altında saklandığı sürece onunla kalarak çözülme zamanı geldiğinde, buzul suları ile kendilerini
dünyanın diğer bölgelerine atabilme şansı yakalamayı beklemeleri. Bu küçük bitki, iklim şartlarının ısınmaya doğru değiştiğini,
dünyada yaşayan canlıların, tabii ki insanların hiç tanımadıkları mikroorganizmalar ile karşılaşacaklarını bunlarla başa çıkana
kadar da epey zorlu bir dönem yaşayacaklarını bize söylüyor.
İnsan ömrü bunları takip etmeye yetecek kadar uzun değil o zaman kayıt, takip ve bilimsel değerlendirmeler çok önemli,
özellikle kayıt altına alabilmek ve bunları geleceğe taşıyabilmek.
