Hasta Odaklı Yaklaşımda Yarım Asır: Düzen Laboratuvarlar Grubu Kurucusu Prof. Dr. Yahya Laleli Anlatıyor
Işın Gürel, Gazeteci
Düzen Laboratuvarlar Grubu, 2026 yılına girerken tam yarım asrı geride bırakıyor.
Düzen ismi benim çocukluk anılarımdan itibaren hep taze. Canım anneciğimin can arkadaşlarıydı bu laboratuvarı heyecan ile kuranlar. Başta Yahya Laleli ve eşi Leyla Laleli. Hiç unutmuyorum, anneciğim büyük bir gururla, gözleri parıldayarak anlatmıştı. Tabii ki ben çocuk kafası tam olarak neyin kurulduğuna o yıllarda tam vakıf olmasam da annemin bu sevincini paylaşmıştım. Anladığım hasta olunca oraya gidebilirdik, hastalığımızın ne olduğunu söylerler, biz de iyi olurduk. Hatta bir arkadaşıma söylemiştim. “Peki nedir o?” diye sorunca dilimde büyüyen “laboratuvar” kelimesini ancak çıkarıp, büyük bir bilmişlikle “kanımıza bakıyorlar iyileşiyoruz” dediğimi hatırlıyorum.
Hasta ve toplum sağlığı odaklı bir geçmiş…
1976 yılında bu yana 50 yıl, yarım asır, geldi geçti. Dile kolay ama bu laboratuvar grubu nasıl kurulmuştu? Laleli ailesi neden Amerika’yı bırakıp dönmüştü? O dönemden çocukluk anılarımdan birisini daha yeri gelmişken paylaşayım. Annemler arkadaşları ile toplanırlardı. Yine böyle bir toplantıdan sonra annem, “Çok çalışıyorlar. Gece gündüz.” demişti arkadaşına. Tabii ki dinledim, çocuklar her şeyi duyarlar. “Leyla”, diyordu annem, “sabahtan akşama kadar hasta kabulün orada oturuyor”. Dayanamadım ve sordum: “Neden?”, annem önce bana dinliyorum diye ters ters baktı sonra da “hastaların memnuniyetini ve şikayetlerini anlamak için” deyip beni odama gönderdi.
Bir de Düzen görsün!
Yıllar sonra bunun ne demek olduğunu daha iyi çözdüm: Hasta odaklı bir kurum olarak en başından bu yana hasta memnuniyetinde ve kalitesinde hiçbir şekilde bir noktayı atlamamak için… O kadar ki, daha o tarihlerde, herkesin şimdilerde övünerek sunduğu bir hizmeti, evlere giderek orada örnek almayı çoktan başlatmışlardı. Anlayacağınız devamlı bir yenilik, son teknolojik araç gereçler, hep kulağımda olan “bir de Düzen görsün” cümlesi ile büyüdüm. Anneciğimin kanserini kimse teşhis edemezken yine Düzen sayesinde keşfedilmişti. Buradan tekrar ve içten teşekkür ediyorum, iyi ki Düzen var.
İşte bu yarım asırlık yolculukta benim ilk durağım Prof. Dr. Yahya Laleli oldu. Gerçi kendisi asla Prof. unvanını kullanmaz. Bana bu yazıyı okuduğunda kızabilir. Ama ben bilim insanlarına hep şapka çıkarttım. O’na da çıkartıyorum. Kendisi ile ilk röportajımda Düzen’in başlangıç öyküsünü, ilerlemesini ve Düzen Laboratuvarlar Grubunun felsefesini, vizyonunu ve sosyal sorumluluk bilincinin bir kısmını konuştuk. Bence Düzen’in yarım asırlık hikâyesi, sadece bir laboratuvarın kurulma hikayesinden ibaret değil. Bu hikâye, işe kalbini de koymuş bir bilim insanın, tüm ailesinin ve bir idealizm çerçevesinde bir araya gelen yüzlerce bilim insanı, doktor, hemşire, biyolog gibi sağlık alanında çalışanlarının yarattığı bir kültüre işaret ediyor.
Amerika'dan Ankara’ya Dönüş…
- Johns Hopkins gibi dünyanın en saygın kurumlarında çalışma imkânı varken, neden Türkiye’ye döndünüz?
“Neden döndüm? Bilemem. Bir şeyler dürttü. Bana veda partisi yapıyorlardı. Bu parti "Hoş geldin" partisi olsun dediler, daha önce de söylemişlerdi. Müsaade edin gideyim eşime sorayım... Hastane kampüsünde kalıyoruz. Leyla'ya "Kalalım" dedim. Geriye döndüm,"Dönüyoruz" dedim… Ben de neyin dürtü ettiğini bilemiyorum. Belki orada kalmaktan korktum…”
Kim bilir belki ama ben Yahya Hocanın pek birşeyden korkacağını düşünmüyorum. Gülüyoruz. Hoca, sonra Hacettepe Tıp Fakültesi içinde Nükleer Tıbbın yanı sıra biyokimya derslerine de devam ediyor. Yani iki disiplin birbirine parelel gidiyor. Biyolojik süreçlerin kinetiğini (hareketini ve değişimini) incelemeye ve çalışmaya odaklanıyor. Hormon deneylerinde ve tiroid çalışmalarında radyoaktif işaretli molekülleri (izotopları) kullanarak hassas ölçümler yapıyor.
“İzotop kullanımı bir metodoloji. Metodoloji bir disipline bağlı olamaz, herkes kullanabilir. İzotopları biyolog da kullanır, zoolog da kullanır. Kendi hedefi içinde bir aktiviteyi takip etmek için rahatlıkla kullanır veyahut karbon dating (yaş tayini) yapmak için arkeolojide de kullanır. Bugün nasıl genetik materyali her disiplin kendi içinde kullanabiliyorsa, o zaman da benim kavramım buydu.”
- Peki ya laboratuvar kurma fikri nasıl gelişti?
“İki şey birbirinden paralel gitti zannediyorum. Amerika'dan getirdiğim arabamı satıp evime (laboratuvar) masa(sı) yaptım. Eşim biyoloji öğretmenliğine başladı. Maddi sıkıntılar... Ve Hacettepe içinde bazı metotları kurup kullanıldığını gördüğümde de bunun kısıtlı kaldığını, dışarıya yayılamadığını hissettim. Yayabileceğimi düşündüm. Ve de öyle oldu. Yani başladığım zaman sağ olsun yakınlarımızın maddi desteği oldu. Ufak bir yerde protein elektroforezi kavramlarını kullanabileceğim, protein elektroforezi yapabileceğim, elektrolitleri ölçebileceğim, bunu ölçebilmek için saf su elde edebileceğim, hele o dönemler elektrik kesilmeleri çok yaygındı. Jeneratör kullanarak güç akümüle edip oradan akım alarak statik bir elektrik teminiyle müziğim de çalışıyordu, aydınlığım da vardı, enstrümanım da çalışıyordu.”
Yahya Hoca ile konuşurken iki konu daha dikkatimi çekiyor. Neredeyse iki sözünden biri bilginin paylaşımı, sektör standartlarının yükseltilmesi ve devamlı yani ömür boyu eğitim. Kalite kontrol vizyonunu ise Düzen kurulurken tasarlanıyor: Yani yine tam 50 yıl önce.
Tebeşirli ayakkabıların hikayesi…
- Laboratuvarlar grubunun ismi neden Düzen?
Yahya Hoca, gülerek “Hocam öğretti” diyerek söze başlıyor:
“Bir laboratuvarı kurduğunuz zaman bir disipline ihtiyaç var. Siz o disiplini tabii karşılıyorsunuz, o işin uzmanısınız. Bir de ortama ihtiyaç var. Bu ortam rastgele yan yana konmuş ögelerden oluşmaz. O ögelerin bir düzen içinde çalışıyor olması lazım.
Mutahhar Hoca (Prof.Dr. Mutahhar Yenson) bunu, 60'ların başında söylemişken; "Etkin laboratuvar dizaynı için yapılacak çok basit bir şey vardır; ayakkabınızın altına tebeşiri sürün, çalışanların ayak izlerine bakın. Eğer bu ayak izleri muntazam bir patern (desen) sağlıyorsa sizin sisteminiz normaldir. Eğer bunlar birbiriyle karışıyorsa gözden geçirilmesi gerekir.
Düzen buradan gelir, düzen kayıttan gelir. Ben dediğiniz gibi 50 yıl oluyor ama laboratuvar kurulduğunda her testin prosedürü yazılıydı. Ve ilk 150-200 testimizi sıralarken; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, enzimler, elektrolitler grupları altında gruplanmıştı. Daha hala aynı test kodlarının numaraları devam eder.”
Laboratuvar açıldığında Yahya Hoca ders vermeye devam etmiş ama kadrosunu tutmamak kimsenin önünde durmamak için üniversiteden ayrılmış. Müthiş bir araştırma, daha iyisini yapma tutkusu, devam eden eğitimler, devamlı yatırım yapmak, teknolojiyi takip etmek, bilimin ardından koşmak… Yaş o zamanlar 35. Kendisini heyecanlandıran ilk anısı neydi?
“En çok heyecanlandıran ne oldu hakikaten, geçen gün bunu düşündüm… Counter current metodunu kullanarak Hepatit pozitif olduğunu bildiğim, antijeni pozitif, antikoru pozitif olduğunu bildiğim örneklerden başlayarak Diyarbakır'da daha iğne yüzü görmemiş bir insanın vertikal yolla annesinden hepatit aldığını gösterebilecektim.”
- Sizi bilim heyanlandırıyor değil mi?
“…bunları yapabilmiş olmak heyecanlandırıyor. Yaparsınız da pozitif bir şeyi... biliyorsunuz ki bu kan yoluyla geçiyor. Ama iğne yüzü bile görmemiş. Evet anne pozitif ve taşıyıcı, çocuk taşıyıcı. Ve bunlar tabii heyecanlandırdı. Hakikaten.”
“Hedefim sadece benim yaptığım bana kalsın değildi, hedefim yaptığımı paylaşmaktı”
“Eleman yetiştirmek için evet zaman sarf ettim. Sabah namazı okunurken elektroforezi tamamladığımı biliyorum. Birçok arkadaşın doçentlik tez çalışmalarına yardımcı oldum. Bunlar kendi içinde teknolojinin gelişmesine bağlıydı. Burada da hedef sadece benim yaptığım bana kalsın değil, yaptığımı paylaşmaktı.”
“Topluma bir şey katmadığınız takdirde hiçsiniz”
“..insan münasebetleri çok önemli. Ve buradan yetişip de uluslararası kariyerde başarılı olmuş insanlar benim övünç kaynağımdır. İnsan yetiştirebilmiş olmaya devam etmek... Bu sevdadan dolayı da Türk Eğitim Vakfı'nın eğitim ilişkili kadrosunda, İnanç Türkeş Lisesi'nde 5 yıl kurucu temsilciliği yaptım. Daha hâlâ ilgim devam ediyor. Geleceğimiz yetiştirdiklerimize bağlı. Hiçbir şekilde kendi başınıza bir şey olursanız, kendi başınıza gidersiniz. Topluma bir şey katmadığınız takdirde hiçsiniz yani.”
İş birliği ve topluma karşı sorumluluk: Bir de Düzen Görsün felsefesi oluşuyor!
Bilgiyi daha da paylaşmak en doğru sonuca ulaşabilmek için diğer laboratuvarlar ve hastanelerden Düzen’e, Düzen’den de onlara gönderim başlattığını aktarıyor Yahya Hoca. Karşı tarafın sonuç güvenirliğini test etmekle kalmayıp, onlara da örnek gönderip sonuçları kıyaslayarak sorumluluk üstleniyor.
“İlk önce eğer özel laboratuvarlar veyahut hastaneler bazı testleri istiyorlarsa göndersinler. Evet gönderim başladı ve onlarla bu hizmeti verirken madem bir işbirliğimiz var, onların verdiği sonuçlarda da benim sorumluluğum var hissiyle, iş yaptığımız laboratuvarlar arasında ölçüde, sonuçta bir birliği görebilmek için ben onlara örnek gönderdim.
Onların geldiği sonuçları birbiriyle uyumuna ve benim verdiğim sonuçla uyuma bakıyordum. Çünkü ben baştan beri dış kalite kontrolüne (önem verdim). Yurt dışından gelen bilhassa CAP’ten (College of American Pathologists) gelen örnekleri değerlendirip geri gönderip kendimin toplumla ne kadar yakın veya farklı olduğumu takip ettim. Sonra bu ilerledi. Sonucun eşdeğerliliği değil, kavramı beraber görebilmek için "Düzen Laboratuvarlar Günleri" kurmaya başladık. 2-3 günlük seminerlerde kavramları konuşmaya aldık. Dil birliği yanında kavramlarda da sonuçların değerlendirilmesinde de ve nelerin sağlık üzerinde değerli olacağına baktık”.
- Düzen Laboratuvarlar Grubu’nu kuran biri olarak "Biz Düzen'de sonuca değer katmakla yükümlüyüz. Bu bizim görevimiz" diyorsunuz. Neden sonuca değer katmak bu kadar değerli?
“Neden değerli? .. O zaman insana gerek yok. İstediğiniz testlerin listesini hele bugünkü otomatik analizörlere verirsiniz, hemşireniz size serumu alır, sonuçlar doğru kalibre edilmişse,enstrümanınız doğru çalışıyorsa güveneceğiniz sonuçları verir. O sonuçları hemen her yerde elde edebilirsiniz. Ama o sonuç tek başına sizin sıkıntınız veya beklentinizle ilişkisi nedir?
"Laboratuvar sonucu tek başına ne ifade eder? Eğer ona bir değer katmıyorsanız, çok kısıtlıdır."
Diyelim ki hiçbir sıkıntınız yok, geleceğinizi görmek istiyorsunuz. Geleceğinizi görmek için prognostik testlerin dışında ilk önce bazal testlerinizi bilmeniz lazım. O bazal testlerin birbiriyle olan ilişkisi... Şekerin insülinle ilişkisini göz ardı edemezsiniz. Veyahut kilolu bir şahıstan bahsediyorsanız, bu yağ dokusunun saldığı hormonların iştahına olan etkisini kısıtlayamazsınız. Veya beslenmesinin hücre membranlarındaki yapıya nasıl etki ettiğini bilemezsiniz. Belirli bir esnekliği olmayan eritrositin periferde difüzyona net yapabilmesi, dolayısıyla oksijeni taşıyabilmesi onun membranına bağlı. Tabii membran tek başına değil içindeki hemoglobin onu taşıyan ama o hemoglobinle o eritrositin o hücre aralıklarına girebilmesi için onun membran kılıfına bağlı. Dolayısıyla dönüyorsunuz beslenmesine bakıyorsunuz. Beslenmeye baktığınız zaman, istediğiniz kadar yiyin veyahut yemeyin veya kontrol edin; bağırsak mikrobiyotanız bunu sizin ihtiyacınız olduğunu sağlayamadığı takdirde elde edemeyeceksiniz… Bunlar hep birbirini, ucunu çektiğiniz zaman arkası birbirini takip eden kavramlar.Onun için gördüğünüze değer katmak bundan dolayı lazım.”
Diğer bir deyişle Düzen tam yarım asırdır sonuca ulaşana kadar parametrelerin birbiriyle ilişkisine de bakıyor. Neden sonuç ilişkisine bakarken, doğru sonuca ulaşmak için ekstra testler yapılması gerekiyorsa onu da öneriyor. Yani bir öngörüyü ortaya koyuyor. Bu doğru tanıyı koymak için önemli. Yahya Hoca tüm sistemi bir orkestraya benzetiyor.
“…ilave test yaparak (doğru nedeni bulmak için) güçlendirme kavramıdır. Yeter ki hastanın hekimiyle onun yaptığı işe müdahale ediliyor kavramı ortaya çıkmasın. Bazı arkadaşlar bunu müdahale kabul ediyorlar. Halbuki değil. Sen de bunu görebilirsin. Ben sonucu verdikten sonra da bunu isteyebilirsin. Ama ben de kendi etkinliğimi göstermek için trombon çalıyorsam orada seslerin dağılımının etkinliğini göstermek zorundayım. Bu orkestranın bir parçasıysa, o parça olarak fonksiyonumu yerine getirmem lazım. Her şeyi orkestra şefine bırakamam.”
Şeker yükleme yerine yapımını bildiğimiz börek veririz
" Referans aralığı kati hudutlar değil. Yaşa bağlı, sekse bağlı referans aralığının olması yanında, o referans aralığını nelerin etkileyebileceği önemlidir. O istenen optimum kavramlar olmadığı takdirde dikkatinizi çekmesi gereken nedir? Check-up deriz mesela; şeker yükleme yerine yapımını bildiğimiz börek veririz. Burada sadece şekerin yükselmesi değil, yağ şekerini bildiğimiz için trigliseridleri de ne kadar etkiliyor ona da bakıyoruz. Karbonhidrat cevabı... Bu test bilgi yönetim sisteminde de var. Eğer siz belirli açlıkta değil, belirli bir sürede geliyorsanız, size orada o ne bilgi verir? Beraberinde ne bakılması lazım? Onları söyler. Eee test yönünde bilgilendirmemiz sorumluluğumuz çerçevesinde.”
Etkili bir örnek: “Referans aralığı içinde, diyelim ki benim prostat PSA'm 1.2. Üç sene sonra o oldu 3.2. Bu değişim önemli mi değil mi? Eğer iki sene içinde bu seviyeye geliyorsa bu çok önemli. Ama dört sene içinde geliyorsa biyolojik değişimdir. Yani belirli şekilde yaşlanmana bağlı olarak prostatın büyümesi içinde senede 1 nanogram artıyorsa, en fazla hatta 0.8 nanogramsa, bu seviyede artıyorsa bu kanser değildir. Benign bir gelişmedir. Ama bunu iki senede tamamlıyorsa senin değişim hızın neredeyse 1.2 nanogramı aşmışsa senede, evet bunun kanser olma şansı yüksektir.”
Geleceği Planlamak: Epigenetik ve Çevre
Düzen Laboratuvarlar Grubu tüm yönetimi ve çalışanlarıyla bakış açısını toplum sağlığına verdiği önem üzerinden yapılandırıyor. Buna insan sağlığını derinden etkileyen konular da dahil. Yahya Hoca, sağlığın sadece genetiğe değil, çevreye ve gıdaya da bağlı olduğunu vurguluyor. Düzen Laboratuvarlar Grubu olarak hedeflerden biri; sadece hastalıkların teşhisi için güvenli test sonucu ortaya koymak değil, kişinin genetik mirasını, çevre ve beslenme ile harmanlayarak gelecekteki sağlık risklerini öngörmek ve doğru yönetilmesi için katkı sunmak.
“Ben çevreyle olan ilişkimizi sorumluluk olarak görüyorum. Çevreye karşı sorumluluğumuz var. Bu sadece sağlık yönünde değil, sağlığı birebir etkileyecek olan çevre kirliliğiyle de... Eğer ben toplumun ihtiyaçlarına cevap veremiyorsam büyüyemem. Sormadınız ama sormadan söyleyeyim; ben çok varlıklı bir aileden gelmedim. Ve de başta yardım edildiği miktar da kısıtlıdır. Kazandığımı daima yatırıma çevirdim. Laboratuvar içinde yatırıma çevirdim. Laboratuvar dışına yatırım yapacağım zaman da o günün siyasi yöneticilerinin de onayını alarak... Söylediğim şuydu: "Ben vergimin bir kısmını kendim değerlendiriyorum. Ama bu vergisiz kılmak değil, vergiden düşebilecek yatırımı yapıyorum". Mesela bununla Çevre Gıda Laboratuvarı'nı kurdum (https://duzennorwest.com.tr). Bununla Laleli (https://www.laleli.com.tr )zeytin tesisini kurdum. Sürdüremediğim balık tesisini bununla kurdum. Ben şu anda rutin genetik laboratuvarını bununla kurdum.”
- Genetik Laboratuvarı sadece Türkiye'de değil dünyada da giderek her dakika daha önem kazanan bir noktaya geliyor.
“Çok... Çünkü bilhassa yani ne yönden bakarsan. Kalıtsal hastalıklar bakarsan bir grubumuz sadece o konuda hizmet vermeye çalışıyor ama aynı altyapıda hormonları rutin testlerin dışında kitle kromatografileriyle takip ediyorum ki, sentez yol ağında ve yıkım yol ağında bir değişiklik varsa -noksanlık veyahut fazlalık senteze aitse,noksanlık yıkıma aitse- bunları ortaya çıkarabilmek için farklı metotlar kullanıyoruz…Bir de çekinmeden bunlara devam ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz yani.”
Hasta Odaklı olmak, ihtiyaçlara yanıt verebilmek ve sağlık konusunu topluma indirgemek
Düzen sadece bir laboratuvar hizmetlerinden ibaret hiç olmamış. Sağlık konusunda toplumu bilgilendirmek için ilk kurulduğu günden bu yana canla başla çalışıyor. İşte buna yıllar öncesinden önemli bir örnek:
“Orada biraz daha da erken başladık. Gene bir katkı... Hastalarımıza kendi metabolik aktiviteleriyle ilgili olarak kurslar vermeye başladık. Hastalıkları birbiriyle konuşarak; "Sen nasıl manipüle ediyorsun diyabetini?", "Sen nasıl çok meşhur kolesterolünü kontrol ediyorsun?" gibi kavramlarda bir araya gelerek... Oksidasyonu, elmayı kestiğinde yüzeyinin kararmasından başlayarak ne olduğunu anlatarak birtakım faaliyetlerimiz oluyordu. Onlarla devam ettik. Bültenlerimiz de çok basılı bültenlerdi, bugünkü gibi elektronik değil ve daha çok testlerin neden gerektiği, ne verdiği, ne vermediği kavramları üzerinde durup yaşam etkinliğine yön verecek konuları gündeme getiriyorduk.”
Yahya Hoca ile konuşacağımız daha çok konu var. Onun derin bilgisinden yarım asırı bir nefeste dinlemek olası değil. Tekrar buluşmak ümidiyle….
Düzen Laboratuvarlar Grubu bugün Türkiye’de fiziksel olarak Ankara, İstanbul, Adana ve Mersin’de. Ancak tüm Türkiye’deki laboratuvarlardan örnekleri geliyor. Kurdukları sistem sayesinde bireysel olarak da kargo ile numune göndermek, test danışma, evde/yerinde numune alma konusundaki hizmetleri devam ediyor. Ankara’da Poliklinik Hizmeti de veren Düzen Laboratuvarlar Grubu, laboratuvar hizmetleri dışında görüntüleme, genetik değerlendirme merkezi, evde bakım, doktor masası gibi pek çok hizmetiyle dün, bugün ve yarınlarınızda sizlerin yanında olmaya devam edecek… https://www.duzen.com.tr/tr