X
Kelime:
Kategori:
Tarih:
RadDatePicker
Open the calendar popup.
ile
RadDatePicker
Open the calendar popup.
 

Bülten Ana Sayfasına Dön

Gençler ve Sağlık

Gençler ve Sağlık

Geleceğin Çocuklarını ve Gençlerini Sağlıklı Besleyebiliyor Muyuz? 

Işın Gürel, Gazeteci

"Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir." 

Bu cümleyi her duyduğumda tüylerim diken diken olur. Herhalde Türkiye’de okumuş ve okumakta olan tüm gençler Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözünü ezbere biliyordur. Ata’nın genç nesillere bıraktığı bu miras çok kuvvetlidir. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı bize her yıl Atatürk’ün gençliğe duyduğu bu sonsuz güveni hatırlatıyor. 

Bu güven yalnızca askeri ve siyasi konuları da kapsamıyor aslında. Atatürk, Cumhuriyeti daha ileri taşıyabilmek için gençlere pek çok konuda güveniyor. Bilimi öne çıkartmalarına güveniyor, muasır medeniyete ulaşma sözünün ardında durmalarına güveniyor, eğitim, adalet ve sağlığın herkes için eşit ve ulaşılabilir hale gelmesi ve sürdürülebilmesi için güveniyor. Daha da çok konu var bu güvenin ardında. 

Burada büyüteci, gelin şu sağlık konusuna çevirelim. Çevremde çok çocuk, bir o kadar da genç var. Beden ve zihin bütünlüğünün ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Biliyoruz ama onların sağlıklı beslenmeleri konusunda neredeyiz? Hatta “dünya ne yapıyor, biz ne yapıyoruz?”. Malumunuz, obezite ile kalkıp, mide ameliyatları ile devam edip, zayıflama iğneleri ile yatıyoruz. Hâlâ aşı konusunu tartışıyoruz.

Lütfen bu bültenimizde yer alan Dr. Özlem Aker’in yazısına
https://
ebulten.duzen.com.tr/guncel-saglik-haberleri-basindan/yenidoganlarda-hepatit-b-ve-erken-yasta-hpv-asilamasinin-uzun-vadeli-saglik-harcamalarina-etkisi bağlantısı üzerinden bir göz atın. 

16 Yıl Önce Uyarılmışız!

Araştırmaya başladım ve 2007-2010 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara Rotary Kulübü ve Düzen Laboratuvarları'nın ortaklığıyla Ankara'da yürütülen "Beslenme ve Sağlık Eğitiminin Çocuğun Sağlık Davranışlarına Etkisi" başlıklı disiplinlerarası projenin bugün hâlâ geçerliliğini koruyan kritik bulgular ortaya koyduğunu buldum. 

Araştırma, her on çocuktan birinin tansiyonunun yaşına ve boyuna göre olması gereken sınırın üzerinde olduğunu ortaya koymuş. Her iki aileden birinde hipertansiyon, her iki aileden birinde şeker hastalığı öyküsünün olduğunu da kayıtlara geçirmiş. Bu bilimsel araştırma orta sosyoekonomik düzeydeki çocuklarda obezite oranını yüzde 14,9 hesaplarken, düşük sosyoekonomik düzeydeki okullarda bu oranın yüzde 7,1 olduğunu söylemiş. Sonuç olarak beslenme bozukluklarının yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını, aynı zamanda eğitim ve alışkanlık boyutu olan bir halk sağlığı meselesi olduğunun altı çizilmiş.  “Eğitimle çocukların doğru davranış kazanmaları, hatta bu kavramları ailelerine taşımalarının mümkün” cümlesini kanıtlayan değişiklikler gözlemlenmiş. Tabii ki bu araştırma tek araştırma değil. Diğer yapılan araştırmalara bakıldığında, sonuçların benzer çıktığını görüyoruz. Türkiye’ye döneceğiz. Ama şimdi dünyaya hızla bakalım. Sonra geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerin durumunu irdeleyelim. Şimdi gelelim bugüne…

Hem Türkiye Hem De Dünyada Alarm Zilleri Çalıyor!

Obezite Yetersiz Beslenmeyi Geride Bırakıyor…

2024'te The Lancet'te yayımlanan Küresel Hastalık Yükü Çalışması 2021, uzun süredir bilinen ama artık rakamlarla somutlanan gerçeği bir kez daha ortaya koyuyor. Bu çalışma, 180 ülke ve bölgeden gelen verileri entegre ederek bugüne kadar çocuklar ve ergenler arasında aşırı kilo ve obezite prevalansının en kapsamlı küresel tahminini sağlıyor. 1990 ve 2021 yılları arasında, çocuklarda ve ergenlerde aşırı kilo ve obezitenin birleşik prevalansının iki katına, tek başına obezitenin ise üç katına çıktığı belirtiliyor. Şişmanlık, tip 2 diyabet, hipertansiyon, kardiyovasküler hastalık ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıkların kökenleri çocukluk çağındaki beslenme örüntülerine dayanmakta. Aşağıdaki haritada yer alan ülkemizin durumu çok da parlak gözükmüyor.




 

2025 yılının Eylül ayında UNICEF'in yayımladığı Child Nutrition Report 2025 (Çocuk Beslenme Raporu 2025) tarihi bir dönüm noktasını kayıt altına almış. Küresel ölçekte 5-19 yaş arasındaki çocuk ve gençlerde obezite oranı, ilk kez yetersiz beslenme oranını geride bırakmış. Bu korkunç bir tablo. 

Şu anda 188 milyon okul çağı çocuk ve genç, yani her on kişiden biri (tıpkı Türkiye’deki araştırmalarda olduğu gibi) obeziteyle boğuşuyor. Bu oran 2000 yılındaki yüzde 3'ten 2025'te yüzde 9,4'e yükselmiş

Biraz daha günümüze gelelim. Mart 2026'da Dünya Obezite Federasyonu tarafından yayımlanan World Obesity Atlas 2026 raporu daha da endişe verici bir projeksiyon sunuyor. Dünya Sağlık Asamblesi, 2025 yılında çocuklardaki fazla kilo hedefini güncelledi ve 2030'a kadar 5 yaş altı çocuklarda obezitenin yüzde 5'in altına indirilmesini hedefledi; ancak halihazırda 101 ülkede bu oran yüzde 5'in üzerinde

Projeksiyon şu: 2040 yılına kadar dünya genelinde obeziteyle yaşayan çocuk ve gençlerin sayısı 228 milyona ulaşacak! Yani küresel bazda obezite %8,7’den %11,9’a yükselecek. Üstelik obezite yalnızca yüksek gelirli ülkelerin sorunu da değil. Tıpkı 16 yıl önceki raporda da belirtildiği gibi.

Ve Türkiye…

Dünya Obezite Atlası (DOA) 2026 verilerinde yer alan Türkiye’de 2025 yılında 5-19 yaş aralığındaki yaklaşık 6,8 milyon çocuk ve ergen fazla kilolu veya obez görünüyor. Bunun yaklaşık 2,221 milyonu 5-9 yaş grubunda, 4,586 milyonu 10-19 yaş grubunda.

Projeksiyon daha da vahim. 2040 yılına doğru, obezite oranı da 2025’te yaklaşık %12-13 bandından 2040’ta yaklaşık %19 bandına çıkıyor. 

Kronik Hastalıkların Temeli Çocuklukta Atılıyor: Gençlerin Sağlığı Tehlikede

Çocuk ve genç nüfusu diğer ülkeler arasında en büyük olan Türkiye, eğer bu konuya müdahale etmekte daha geç kalırsa, çocukluk çağı obezitesine, yetişkin diyabetine, hipertansiyona, kalp ve damar hastalıklarına ve yağlı karaciğer yüküne dönüşmesi olası gibi duruyor. Sadece bunlar da değil, obezite ile birlikte depresyon, anksiyete gibi psikolojik süreçlerin kapısında da duruyor. 

Bu durumu geri çevirmek mümkün mü?

İşte herkesin tartıştığı konu tam da bu. Etkili, çok bileşenli stratejilerle, eğitimle, çocuk ve gençlere uzanacak ehil ellerle, zorunlu sağlıklı okul gıda tedarik zincirleriyle, fiziksel aktivitelerin yine eğitim çerçevesinde zorunluluktan çıkarılıp sevdirilmesi ile, çocuklara yönelik gıda pazarlamasını azaltma politikalarıyla neden mümkün olmasın? 

Müdahaleler hızlanmazsa, farkındalık artmazsa, beden kitle endeksine, yani obeziteye, bağlı erken kronik hastalık göstergelerinin önü alınamayacak bir hale gelebilir. DOA 2026’ya göre 2040 yılında metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD) 124 milyon, yüksek trigliserit 58 milyon, hiperglisemi 18 milyon, hipertansiyon 43 milyon çocukta görülebilir. Dünya için öngörülen bu senaryonun ülkemizi pas geçebilmesi için tedbirlerin alınması şart. 16 yıl önce yapılan araştırmalar beslenme alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik halk sağlığını öne çıkaran şekilde yaygınlaştırılabilseydi, bugün bambaşka şeyler konuşabilirdik. 

Çocuklarımızın ve gençlerimizin çok sağlıklı bireyler olarak geleceği devralabilmeleri dileğiyle… 19 Mayıs bir kere daha kutlu olsun!

Diğer Kaynaklar: 

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1161355


 

Görüşlerinizi Paylaşın