Retina Dekolmanı
RETİNA YIRTILMASI BEKLEMEDİĞİMİZ YERDEN YEDİĞİMİZ BİR GOL GİBİ!
Röportaj İdil Seven
Geçtiğimiz yaz, sevdiğim bir arkadaşımın bir anda retinasının yırtıldığı ve apar topar göz ameliyatı olduğu haberini aldım. Bahsettiğim arkadaşım Haluk henüz 43 yaşında. Bunun üzerinden sadece birkaç ay geçmemişti ki Eylül ayında bir sabah aniden ağabeyimin de sağ gözünde görme kaybı oluştu. Onun da retinasının yırtıldığını öğrendik.
Ağabeyim, Haluk’a göre daha şanslıydı, durumun ciddiyetini hemen fark edip göz doktoruna başvurmuştu ve retinasında tam ayrılma olmadan ameliyat olabildi. Ancak arkadaşım Haluk hekime gitmekte ağabeyimden daha geç davranmıştı ve ameliyat noktasına gelindiğinde retinası gözden tamamen ayrılmıştı. Bu nedenle birkaç kez üst üste ameliyat olmak durumunda kaldı, komplikasyonlar oluştu ve süreçleri daha uzun sürdü.
Hasta olmaktan hepimiz korkuyoruz. Ama hastalık deyince ilk aklımıza gelen şeylerden biri nedense hiçbir zaman gözlerimiz olmuyor. Sanki göz kaynaklı ciddi bir hastalık yaşamazmışız gibi düşünüyoruz. Oysa ki durum öyle değil!.
Yakın çevremde yaşanan bu iki vaka ile gördüm ki retina yırtılması çok sık rastlanan, hepimizin başına gelebilecek ve maalesef epeyce zor bir rahatsızlıkmış. Yani aslında retina yırtılması beklemediğimiz yerden yediğimiz bir gol gibi!
Bu kadar yaygın olan bu konuyu bu sayımıza retina uzmanı göz doktoru Doç. Dr. Burak Erden ile taşıdık. Yazımızın içinde ağabeyimin ve arkadaşım Haluk’un ağzından hastalık deneyimlerini de bulacaksınız. Gözlerimiz çok kıymetli, onlara iyi bakalım!
Doç. Dr. Burak Erden kimdir?
1976 yılında İstanbul Üsküdar’da doğdum. İlkokulu Paşakapısı İlköğretim Okulunda, liseyi Sankt George Avusturya Lisesi’nde bitirdim. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesindeki (nam-ı diğer Çapa) tıp eğitimimin ardından 2002 yılında Beyoğlu Göz Eğitim Araştırma Hastanesinde göz ihtisasına başladım. 2007 yılında sayın hocam Prof. Dr. Ziya Kapran’ın 2005 yılında bana verdiği “Epiretinal Membranlarda Cerrahi Sonuçlarımız” isimli retina tezini vererek göz uzmanı oldum ve retinayla ilgili yoğun çalışmalarım başlamış oldu. Askerlik ve mecburi hizmet görevlerimi Derince Asker Hastanesi ve Kars Devlet Hastanesinde yaptım. 2010 yılında eğitim görevlisi alımı için Sağlık Bakanlığının sınavına girerek Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’nde klinik başasistanı oldum ve retina departmanın başında çalışmaya başladım. 2020 yılında doçent ve öğretim görevlisi oldum. 2021 yılında devletteki 19 yıllık görevimden ayrılıp özel sektöre geçtim. Halen Dünyagöz Hastaneleri bünyesinde retina alanında hasta takip ve tedavisi yapmaktayım.
Gözlerimizi diğer organlarımızdan ayıran en önemli özellik kendi kendini tedavi edememeleri!
Gözlerimiz kafatasında yer alan orbita denen kemik boşluklarında dış etkilerden nispeten korunaklı bir konumdadır ancak farklı özellikte hassas dokulardan oluşur. Bu dokuların büyük bir kısmı vücudumuzun diğer organlarından farklı olarak hastalık ya da yaralanma durumlarında kendi kendini tedavi edemez veya iyileştiremez. Üstelik bizler göz hekimleri olarak cerrahi ya da medikal tedavi modaliteleri ile göz dokusunu “göze rağmen” tedavi etmekteyiz. İşte bu nedenle göz hastalıklarında yüksek teknolojili hassas cihazlar ve karmaşık bir alt yapı gerekmektedir. Bu da zaman içinde müstakil göz hastanelerin kurulmasını bir nevi zorunlu kılmıştır.
Retina tam olarak nedir, görme sürecinde ne gibi bir rolü ve önemi var?
Retina göz küresinin içinde arkada duvar kâğıdı gibi yayılmış sinir dokusudur ve beynin ışığa ve görüntüye duyarlı özelleşmiş uzantısıdır. İsmi Latince “Ağ” anlamına gelen “Rete“kelimesinden türemiştir ve birçok dilde de “ağ tabaka” anlamında bir terminoloji ile isimlendirilir.
Bu ağ yapısının yer yer dokuza kadar çıkan özelleşmiş tabakaları farklılaşmış görevlere sahip hücre dizileri içerir. Bazı hücrelerimiz renkleri, bazıları karanlıkta ışığı algılar, bazıları ise yakalanan bu ham verileri işler. Nihayetinde bu görsel veri ileri değerlendirme için iç retinada bulunan kablo hücreler ile beyindeki görme merkezine iletilir. Retinanın bu hassas görme işini yapabilmesi için yerinde “yatışık” ve “tamamen sağlıklı” olması şarttır. En ufak bir bozulmada görme yeteneğimiz azalacaktır.
Rutin bir göz muayenesi ile kapsamlı bir "Retina Muayenesinin" (göz dibi muayenesi) farkı nedir?
Rutin bir göz muayenesi temelde görme keskinliğinin ölçümü, gözlük numaralarının tespiti, göz tansiyonu değerleri ve biyomikroskop ile muayeneyi içerir. Biyomikroskopik muayenede retinaya da özel merceklerle bakılabilir ancak göz bebeklerimizin doğal çapları retinanın tam saha muayenesine izin vermez. Bu nedenle retinanın tamamını görebilmek için göz bebeklerini bir damla ile büyütür ve ancak ondan sonra detaylı bir şekilde tararız.
Retina hastalıklarının tespitinde retina muayenesi en azından iki yılda bir gerekli ve önemli!
Diyabete bağlı gelişen retina hasarı olan diyabetik retinopati, retina damarlarının tıkanıklıkları, ileri yaşta sık görülen makula dejenerasyonu yani sarı nokta hastalığı, retinal yırtıklar ve buna bağlı gelişen retinanın yerinden kalktığı retina dekolmanı en sık ve en kritik retina hastalıklarıdır.
Retina yırtıklarına sebep olabilecek incelme alanları retinamızın çoğunlukla en kenar bölgelerinde yer aldığından dilate retina muayenesi özellikle en azından iki yılda bir gereklidir ve önerilir.
Çoğu ciddi retina hastalığı sinsi başlıyor ve sinsi ilerliyor!
Retina dokumuz, tıpkı beyin gibi, ağrı duyusu içermez dolayısıyla vücudun diğer hastalıklarında bizi uyaran ağrı hissi retina hastalıklarında olmaz. Üstelik retinada hassas görme alanımız olan sarı nokta -makula- etkilenmediği sürece görme keskinliği de korunacaktır. Dolayısıyla çoğu ciddi retina hastalığı sinsi başlar ve ilerler. Bu gerçeğin toplumca tam olarak bilinmemesinin neticesini en sık diyabetik hastalarda görüyoruz. Hastalarımız gözleri diyabetten etkilense bunu anlayabileceklerini düşünerek bir şikayetleri olmadığı sürece bize başvurmazlar ve rutin yıllık kontrollerini ihmal ederler. Sonuçta sıklıkla karşımıza ağır diyabetik retinopati tablosu ile çıkarlar.
Retina hastalıkları belirti veriyor mu?
Retinal hastalılar sinsi seyreder ancak yine de bazı kritik belirtiler verebilir.
Işık çakması
Uçuşan cisimler
Çizgileri yamuk görme
Görme alanımızda gölge hissi
Bulanık görme
Hepimiz birer potansiyel retina hastasıyız, ancak bazı bireysel risk faktörleri de var!
Evet maalesef hepimiz potansiyel retina hastasıyız. Ancak genetik faktörler yüzde elli belirleyici rol oynar. Ailenizde bulunan retina hastalıkları bu açıdan önemli. Bir de yaşlanma süreçleri var. Sigara kullanımı, obezite, kontrolsüz hipertansiyon ve diyabet çok belirleyici risk faktörleri.
Kaç yaşından sonra retina hastalıklarına daha açık duruma geliyoruz?
Yaş aldıkça tüm organlar gibi retina da yaşlanır. Ancak burada kritik yıllar 50 yaşından sonra başlar. Göz içindeki vitrenin bozulması bu yaştan sonra artar. Buna bağlı normal bir yaşlanma belirtisi olan vitre ayrılması - dekolmanı - gelişir. Vitre dekolmanı 55 yaşından sonra toplumda herkeste olabilir ve kendi başına bir hastalık olarak kabul edilmez ancak %2-3 olasılıkla retina yırtıklarına ve retina dekolmanına sebep olabilir.
Gece gündüz fark etmeden hangi durumlarda acilen ve zaman kaybetmeden hekime başvurmalıyız?
En kritik belirtiler olarak retinal arter tıkanıklıklarında görülebilecek ani görme kaybı, dakikalar içinde başlayan uçuşan cisimcikler görmek, ani başlayan ve ısrarcı ışık çakmalarını sayabiliriz. Bu semptomlar retina hastalıkları açısından gece dahil hemen tam teşekküllü bir göz kliniğine başvurmayı gerektirir.
Uçuşan cisimler (floaters) ne zaman masum bir yaşlanma belirtisi, ne zaman bir tehlike işareti?
Göz küresinin içini dolduran retinayı içerden destekleyen iç küre şeklinde şeffaf yapıya vitre(us) diyoruz. Bu yapı jelöz kıvamda, transparan ve doğduğumuzda optik olarak kusursuzdur. Ancak yaşla beraber içerisinde çözünmüş bulunan kolajen yapısı bozulmaya başlar ve vitre içinde iplikçikler şeklinde opak lifler oluşur. Vitredeki bu lifler göz hareketlerimizi takip ederek sağ sola “uçuşurlar”. Bu yavaş gelişen uçuşan cisimler normal bir yaşlanmanın parçasıdır. Bu cisimcikler bir anda sayıca artar ya da karakter değiştirirlerse bu bir retina yırtığının ya da tehlikeli bir üveit atağının belirtisi olabilir.
Işık çakmaları (şimşek/flaş patlaması) nasıl oluşuyor ve neyi düşündürmeli?
Retina dokusunun ağrı hissi yoktur ve kendisine gelen mekanik olanlar dahil tüm uyaranları ışık olarak algılar. Dolayısıyla retinamızı bir şey çekiştiriyor ve hatta yırtıyorsa ışık fenomenleri görürüz.
Görme alanında "perde inmesi" veya "karanlık gölge" hissi neyi düşündürmeli?
Bir retina yırtığına zamanında müdahele edilmezse retina yerinden kalkabilir ve retina dekolmanı gelişebilir. Ayrılan retina bölgesinde görme fonksiyonu olmayacağından hasta perde inmesi ya da gölge hissedecektir.
Dalgalı görme (metamorfopsi/kırık görme) en çok hangi hastalıklarda görülür ve neyi düşündürmeli?
Retinamızın tam ortasında hassas görmeye yarayan sarı noktamızdaki tüm hastalıklarda metamorfopsi gelişebilir. Hem genç bireylerde santral seröz retinopati gibi hem de ileri yaşta epiretinal membranler gibi farklı hastalıklarda görülebilir.
RETİNA HASTALIKLARINDA DİYABET VE HİPERTANSİYON
Hem diyabet hem hipertansiyon vücutta küçük damarlarımızda hasara yol açarak organlara zarar verir. Retinamız da yalnızca küçük çaplı damarlardan beslendiği için her iki hastalıkta da olumsuz etkilenebilir. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre maalesef ülkemizdeki diyabet insidansı %17’yi aşmış durumda. Üstelik bir o kadar da prediyabetik birey mevcut. Prediyabetik kişilerin metabolik kontrolünün düzenlenmemesi halinde 5 yıl içinde %50 oranında manifest diyabete geçiş yaptığını biliyoruz. Yani ülke olarak ciddi bir diyabet riski ile karşı karşıyayız.Her diyabetik bireyde bir gün retinal hasar başlar ancak diyabet iyi regüle ediliyorsa bu durum uzun süre engellenebilir.Vücutta küçük damarların çıplak gözle ve direkt görülebildiği tek yer retinadır. Diyabetik bir hasta tanı aldığı anda mutlaka göz dibi muayenesi de olmalı.
Retinada damar hasarı varsa böbrek, beyin ve kalpte de küçük damar hasarı başlamıştır ve endokrinoloji buna göre diyabetik düzenlemeyi ayarlayacaktır. Göz dibi sağlıklı olsa bile diyabetik hastalarımız yıllık retina muayenelerini hem küçük damarlarının genel durumunu anlamak hem de görmelerini korumak için olmalıdır. Retinada bir hastalık bulgusu varsa takip eden vizitler tedavi gerekip gerekmediğine göre sıklaştırılır.
Diyabetik Retinopatide HbA1c düzeyi çok önemli
Diyabetik retinopati şeker hastalarının yüksek kan şekerine bağlı gelişen toksik maddelerin retinanın küçük çaplı damarlarında hasara yol açması ile oluşan bir hastalıktır. Bu hasar ile damar duvarı geçirgenliği artar ve damar dışına sıvı sızarak retinada ödeme yol açabilir ya da damar iç yapısı hasarlanır ve tıkanır; buna bağlı olarak retinanın bazı bölgeleri oksijensiz kalır ve hasarlanır. Hastalık başladıktan sonra bir aşamayı geçerse ilerleyici bir vasıf kazanır. Genellikle ilk aşamalarda bulgu vermediğinden, hastalarımız, eğer rutin kontrol yaptırmadılarsa bize son evrede başvurur.
HbA1c değerinin retina açısından 6.5 altında olmasını istiyoruz
Diyabetik retinopati 5 evrede ilerleyen bir hastalık. Birinci ve ikinci evrede görülen bulgular iyi bir diyabetik regülasyon ile gerileyebilir. Bu regülasyonda HbA1c düzeyi çok önemli. Retina açısından 6.5 altında olmasını istiyoruz. Eşlik eden hipertansiyon ve hiperlipideminin tedavisi de çok etkili olacaktır. Rutin takiplerde Optik Koherens Tomografi (OKT) ve fundus flöresein anjiografi tetkiklerini kullanmaktayız. Klinisyen bu testlerin sıklığına duruma göre karar verir. OKT girişimsel bir tetkik değildir ve vücuda zarar vermez dolayısıyla sıklıkla kullanılabilir. Anjiografi ise yıllık bazda uygulanır.
RETİNA YIRTIĞI, RETİNA DEKOLMANI, VİTREKTOMİ VE SONRASI
Retinamız gözün içinde arka satıhta bir duvar halısı gibi yayılmış ve yatışık durumdadır. Retinanın kenar bölgelerinde yaşla ve zamanla incelme ve yıpranma bölgeleri oluşur. Bu bölgelere içerden bir vitre çekintisi ya da dışarıdan bir darbe gibi mekanik bir kuvvet etki ederse retina buralardan yırtılabilir.
Retina dekolmanı nedir? Retina yırtığı dekolmana nasıl ve neden ilerler?
Retina yırtığına sebebiyet veren çekme kuvveti yırtık kenarını kaldırdıkça, vitre jelimizin sıvı kısmı retina altına yürür ve retinamız bir duvar kağıdının kalkması gibi yerinden ayrılır. Yırtık oluşurken ışık çakmaları görülürken retina dekolmanı geliştiğinde görme alanında kayıp ve görme azalması gelişir.
Retina kalktıktan sonra görme hücreleri beslenememeye ve ölmeye başlıyor, acil müdahale şart!
Retina kalktıktan yani dekole olduktan hemen sonra görme hücreleri beslenememeye ve ölmeye başlar. Sinir dokusu kökenli retinanın iyileşme yeteneği de çok sınırlıdır yani ölen hücreler geri gelmeyecektir. Bu dekolman durumu merkez retinaya ulaşırsa hassas görme merkezi makula tutulacağından görme kaybı kalıcı olacaktır. İşte bu nedenle dekole retina bölgesi acilen müdahale edilerek yerine yatırılmalıdır.
Vitrektomi retina operasyonlarında en sık uyguladığımız yöntem
Vitrektomi ameliyatında göz içine gözün beyaz kısmı skleradan üç port ile girip vitre jelini uzaklaştırıyoruz. Bu sayede retina müdahale edilebilir hale geliyor ve değişik cerrahi tekniklerle yerine yatırılıyor.
Eskiden 5-6 saat süren bir operasyonu şu an 1 saat gibi bir sürede tamamlıyoruz
2010 yılından sonra bu teknikte yaygın olarak dikişsiz ve küçük kesili sistemlere geçmemiz ameliyat sürelerini çok kısalttı ve hasta konforunu arttırdı. Eskiden 5-6 saat süren bir operasyonu şu an 1 saat gibi bir sürede tamamlıyoruz. Bu teknolojik gelişmeden önce ve hatta günümüzde erken yakalanan ve uygun olgularda retina dekolmanı tedavisinde konvansiyel band serklaj cerrahisi ya da pnömotik retinopeksi dediğimiz daha sınırlı girişimler seçilmiş olgularda hala kullandığımız yöntemler.
Vitrektomi sonrası göz içine gaz mı, silikon mu?
Vitre jelini tamamen çıkarıp retinayı yatıştırdığımızda retinanın yapışması için bir süre desteklenmesi gerekmekte. Bu sebeple ameliyatın bitiminde göz içine içerden retinayı destekleyecek bir tampon madde koymak zorunlu. Çok erken yakalanmış ufak dekolmanlarda farklı gaz tamponadlar kullanılabilir. Geniş dekolman olgularında, çoklu yırtıklarda göz içine genellikle silikon yağı enjekte ediyoruz. Endotamponad olan gaz kendiliğinden gözü terk ederken silikon yağını ikinci bir operasyonla almak gerekiyor.
Ameliyat sonrası yüzükoyun yatma süreci zorlu
Kullanılan tampon hangisi olursa olsun fiziken yukarı doğru daha etkili bir itme kuvveti uyguluyor. Gözün arkasındaki tüm retina sathına tampon maddenin eşit oranda etki edebilmesi için hastanın operasyon sonrası yüzükoyun baş pozisyonunu koruması çok önemli. Bu süre vakaya göre değişmekle beraber en az bir hafta kadar.
Büyük göz cerrahilerinden sonraki postoperatif süreç maalesef çok meşakkatli. Ameliyat sonrası bu süreci hastalar nasıl daha rahat atlatabilir?
Bu tür büyük göz cerrahilerinden sonraki postoperatif süreç maalesef çok meşakkatli. Her şeyden önce bir hafta göze su değmemesi gerekiyor. Silikon konulduysa ikinci operasyonla alınıncaya kadar, gaz konulduysa gaz gözü terk edinceye kadar opere olan göz net görmeyeceğinden araba kullanmak ya da ekranda çalışmak çok sıkıntılı.
Aktif çalışan hastalara bir aya yakın istirahat önermek gerekebiliyor. Bir de yüz aşağı pozisyonu koruma mecburiyeti var. Bu pozisyona özel masaj yataklarına benzer düzenekler kullanmak hastaların konforunu artırabilir. Gözde gaz tampon varsa irtifa farkı olacak şekilde yolculuk da kesinlikle yasak, aksi takdirde gaz göz içinde genleşip göz basıncını çok arttırarak körlüğe sebebiyet verebilir.
Retinanın yerine konulmuş olması görme yetisinin her durumda eskisi gibi olacağı anlamına gelmiyor!
Retina cerrahisinde iyileşme uzun bir süreç. Cerrahi sonrasında silikon ikinci bir operasyonla alındıktan ya da gaz tampon gözden çekildikten sonra görme yavaş yavaş düzelmeye başlar. Gerçekten de retina dekolmanı cerrahisinde iki türlü başarıdan söz etmek mümkün. Biri anatomik başarı ki bu retinanın tüm süreç sonunda yatışık ve yerinde olması durumudur. İkincisi ise fonksiyonel başarı yani görme keskinliği. Bu fonksiyon retinadaki hücrelerin ne kadar korunabildiği ile alakalıdır ve birçok parametreden doğrudan etkilenir. Özetle retina dekolmanında retinanın yerine konulmuş olması görme yetisinin her durumda eskisi gibi olacağı anlamına gelmez.
Retina yırtılmasında kimler risk altında?
Yüksek miyoplar, ailesinde retina yırtığı ya da dekolman öyküsü olanlar, erken yaşta katarakt cerrahisi geçirmiş olanlar ve göz travması yaşamış olanlar özellikle risk altındadır. Elli yaş üstü riskler artmakla birlikte evet her yaşta görülebilir. Dolayısıyla, risk grubunun rutin kontrol yaptırması kritik. Her yıl rutin göz kontrolü ve iki yılda bir dilate fundus muayenesi olmak, riskli lezyonların erken tespiti ve gerekli durumlarda argon lazer ile tedavisi dekolman riskinizi çok azaltacaktır. Bunun dışında göz travması ya da alarme edici belirtilerde bir retina uzmanına derhal başvurmak önemlidir.
HASTALARIN KALEMİNDEN
Haluk Kaplan, 43 yaşında
“Bendeki belirti sol gözümün görüşünün bulanıklaşmasıydı. İlk belirtilerden sonra 2 hafta içinde doktora gittim, retinanın yırtıldığı ve kısmen yerinden ayrılmaya başladığı ortaya çıktı. İlk olarak retinopeksi yapıldı, yırtılma başlayan yere dışarıdan gaz enjekte ediyorlar. Ancak başarılı olmadı ve tam ayrılma gerçekleşti.
Tam ayrılmayı perde şeklinde bir karartıdan farkettim. Sonrasında vitrektomi ameliyatı ile retina yerine yapıştırıldı. Devam eden süreçte retina üzerinde biriken tortunun temizlenmesi, tekrar ayrılma ve katarakt sebebiyle 3 ayrı ameliyat daha oldum.
Retina dekolmanı zor bir rahatsızlık ve ameliyatlardan sonra benim başıma gelen komplikasyonlar yaşanabiliyor. Şu an retinam sağlam ve yatışmış durumda, sol gözümde % 25 civarı bir görme kaybı var. Retina dekolmanı sonrası görme kaybı olabiliyor. Artık olası bir yeni ayrılma ya da yırtık durumunda erken müdahale yapılması için düzenli kontrole gidiyorum. Retina dekolmanında erken aksiyon almak sonuç açısından en önemli nokta.”
HASTALARIN KALEMİNDEN
Sinan Seven, 55 yaşında
“Her şey açık renk bir duvarda yalnızca 1 tane kayan cisim (floater) gördüğü an başlamış meğer... Biliyorum da... Bu gözün alarmı...Ama hele bir dur... Bekle bakalım belki geçer...Yaştandır falan...Sakın ha kondurma...
İki gün sonra akşam karanlıkta film seyrederken sanki sağ gözümün en sağında çok çok uzaklarda belli belirsiz beyaz bir ışık patlıyor... Hadi canım, ne alakası var...Kapatınca aynı ışık sol gözümde de var.
İki gün daha...Akşam üstü oğlumu kurstan almak için bekliyorum. Tam sağ yanımdaki sokak lambası neden bir anda loşlaştı? Haydaaa ileriyor da gözümün ortasına doğru. Eyvah mı? Acaba mı? E hayırlısı.
Ertesi sabah ilk iş doktor...Net teşhis yok. 1 Hafta sıkıntılı bir bekleyiş, tekrar doktor ve ikinci doktor görüşü yani Burak Hoca. “Tütün tozu paterni var... Retina ayrılmış... Ameliyat... Yarın... Genel anestezi... Bugün ön testler... Hocam nasıl iş? Önce ameliyatı yapalım nasılını konuşuruz...” O kadar acil yani.
Tırsa tırsa girdim ameliyata. Hop bitivermiş. Gözüm kapalı. 4 yerden yırtılmış ve ayrılmış meret...Hocam yapıştrımış o mikronluk retinayı. Sonra bir de lazerlemiş bütün gözün etrafını. Bir nevi sağlam dikiş, overlok...İçine bir de silikon doldurmuş tampon olsun diye.
E güzel. Uyandım, işlem tamam artık rahat ederim...miyim? “Kafanı kaldırmayacaksın yerden! Uyurken, yemek yerken, yürürken, tuvalette, arabada...” Uupps... eve dönmek için arabaya bindik. Trafik fena, kafa önde, gözler yerde. Başım çamaşır makinası tamburu gibi, midem ağzımdan mı çıksa, burnumdan mı yer arıyor.
10 gün böyle geçti. Yüzükoyun yatarak, uyuyarak. Ameliyatlı gözüm silikon yüzünden 5 derece miyop. Bir şey göremiyorum. Kolay değil ama geçiyor yahu. Bu günler de geçti.
11. hafta, ikinci ameliyat...Çıktı silikon. 3 su yıkamış Burak hocam sağolsun.
Geçti mi? Yok bu iş öyle ameliyat ettim geçti değilmiş. Süreç uzun. Göz çok yavaş iyileşiyor. Hatta ben bile farkedemiyorum... Yaklaşık 1 sene kendini toparlayabildiği kadar toparlayacak. Eski haline döner mi? Çok başarılı geçse de ameliyatım... E kısmet.
Sağ gözümün başı çok derde girdi. Taş geldi, tenis topu geldi, gazoz kapağı geldi, flaş patladı, katarakt ameliyatı geçirdi, ileri miyopu vardı. Bunlara retina napsın. Saldı kendini.
Görmek güzel şey, dikkat edin gözlerinize. Olağandışı her şeyde hiç beklemeden gece veya gündüz kendinizi göz birimi olan bir hastaneye atın.”
-