X
Kelime:
Kategori:
Tarih:
RadDatePicker
Open the calendar popup.
ile
RadDatePicker
Open the calendar popup.
 

Bülten Ana Sayfasına Dön

Diyabetin Bir Aile Hikayesine Dönüşmesi

Diyabetin Bir Aile Hikayesine Dönüşmesi

Düzen Laboratuvarlar Grubu 133. E-Bülten, Nisan 2025

Diyabetin Bir Aile Hikayesine Dönüşmesi – Babamın Sırrı: DİYABETLE YAŞAM ÜZERİNE SICAK BİR HİKÂYE

 


İdil Seven / E. Murat Yığcı


Bir sabah uyanırsınız, her zamanki gibi normal bir güne başladığınızı zannedersiniz ama o gün bir anda hayatınıza bir hastalık adı girer ve bundan sonra hayatınız bir daha eskisi gibi olmaz. 


Bunun yaşanması için illa kendinizin hastalanması gerekmez. Bazen anneniz ya da babanız, bazen çocuğunuz, bazen kardeşiniz. Yaşlar ileri ise bu malumun ilanı gibi gelebilir. Ama bazen de bu hastalık hiç beklemediğiniz bir yerden gelir. Her türlü senaryoda aile içindeki bir hastalık, öyle ya da böyle hayatınızı derinden değiştirir, dönüştürür.


Hastalık gerçeği ile çocuk yaşta tanışmak kolay değildir


Burada en kırılgan olan grup çocuklardır. Bir yandan hastalığın ne olduğunu anlamaya çalışırken, bir yandan günlük düzen değişikliklerine adapte olmaya ve bunun getirdiği duygusal yükü sırtlamaya çalışırlar. 


Hastalık gerçeği ile çocuk yaşta tanışmak kolay değildir. Buna rağmen bu süreç doğru yönetilirse, hastalıklar, özellikle de diyabet gibi, kalp gibi kronik ve yaşam boyu süren hastalıklar çocuklara doğru ve açıklıkla anlatılırsa, çocukların bu süreci anlaması, içselleştirmesi ve travma yaşamadan sürece adapte olması çok daha kolay olur. 


Beklesek de, tahmin etsek de duymaya hiçbir zaman hazır değiliz!


Gazeteci E. Murat  Yığcı yakın zamanda kendisi diyabet teşhisi almış. Aslında ailesinde diyabet hikayesi olduğu için hastalık ona çok uzak değilmiş ya da uzak olmadığını düşünüyormuş. Buna rağmen her sohbetimizde ilk teşhisi duyduğunda hissettiklerinin onu ne kadar etkilediğini ve süreci kabullenmesinin zaman aldığını konuşuruz. Yani aslında beklesek de, tahmin etsek de duymaya hiçbir zaman hazır değiliz!


Şeker Baba ve Diyabetin Bir Aile Hikayesine Dönüşmesi


Murat Yığcı uzun zamandır çocuk kitapları yazıyor. Diyabet teşhisini aldıktan sonra hastalığın ve yaşam düzeni değişikliklerinin çocukları bire bir etkileyeceğini gördüğü için çocuklara diyabeti ve aslında diyabetin yönetilebilir bir hastalık olduğunu anlatan bir kitap yazmış: Babamın Sırrı: DİYABETLE YAŞAM ÜZERİNE SICAK BİR HİKÂYE


Kitap çok yalın, doğru ve sıcak bir dille babası diyabet teşhisi almış bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Kitaba storytel’den ulaşabilirsiniz.


İşte Murat Yığcı’nın ağzından Şeker Baba ve Diyabetin Bir Aile Hikayesine Dönüşmesi 

Bu kitabı yazarken, diyabet gibi büyük ve ilk duyulduğunda ürkütücü gelebilen bir konuyu, çocukların kalbine korku bırakarak değil, anlayış ve sıcaklık bırakarak anlatmaktı amaç. 

Yani okuyan çocuk da, anne-baba da şunu hissedebilsin istedim: 

“Biz yalnız değiliz. Bu mesele konuşulabilir, anlaşılabilir, birlikte taşınabilir.” 

Kitabı, tam da o duygusal eşikte kurmak istedim. 

Diyabet kelimesi, yetişkinler için bile, bazen sert, tıbbi ve mesafeli duyulabiliyor

Çünkü diyabet, insanın hayatına sadece bedensel değil, duygusal olarak da giriyor. İnsanı bazen korkutuyor, bazen düşündürüyor, bazen yavaşlatıyor, bazen de kendi hayatına daha dikkatli bakmaya zorluyor. 

Kendim diyabet tanısı aldıktan sonra, bu konunun yalnızca kan şekeri, insülin, beslenme ya da yürüyüş meselesi olmadığını daha derinden hissettim. 

Bu nedenle kitabı yazarken, yalnızca öğretici olmamaya dikkat etmek istedim; anlaşılmış hissettiren bir şey yazmak istedim. Kitaptaki en önemli duygulardan biri bu bence: DİYABETİN BİR AİLE HİKÂYESİNE DÖNÜŞMESİ. Çünkü metinde çocuk, babasının hastalığını uzaktan seyreden biri değil; ona sevgiyle yaklaşan, sorular soran, bazen korkan ama sonra yanında duran biri haline geliyor. 

Şeker Dedektifleri” fikri de buradan doğdu. Ben hastalığı karanlık, soğuk ve yasaklarla dolu bir alan gibi değil; dikkat, bilgi, hareket ve dayanışmayla yönetilebilen bir yolculuk gibi göstermek istedim. Hatta daha uzun iki metin ve “dodomo” markamızdan iki okuma kitabı daha hazırlandı, ama şimdilik beklemede. 

Aslında söylemek istediğim şey, insan bazen bir tanıyla küçülmüyor, tam tersine bazı şeyleri daha net görmeye başlıyor. 

Çocuk kitaplarının, yalnızca öğretmek için değil, bir duyguyu daha güvenli hale getirmek için de yazıldığını düşünüyorum. 

Çünkü çocuklar, bir evde olup biteni sezgisel olarak hisseder. Eğer onlara hiçbir şey anlatmazsak, çoğu zaman korkusunu kendi hayal gücü doldurur. Bu nedenle, çocuklara hastalığı değil, anlamayı anlatmalıyız….

Şeker, pankreas, insülin direnci, hareket, sağlıklı atıştırmalık gibi kavramları bir çocuğun anlayabileceği, hatta gülümseyebileceği bir dille anlatmaya çalıştım. Pankreasın neredeyse bir uzay gemisi gibi hayal edilmesi, insülinin bir anahtara benzetilmesi, bütün bunlar bilginin sertliğini yumuşatmak için. Bence çocukların tıbbi gerçeklerle karşılaşırken ürkmemesini, tam tersine merak duymasını sağlamak çok önemli. 

“Diyabet hayatın sonu değil; doğru bilgiyle, sevgiyle ve dikkatle birlikte yaşanabilecek bir yolculuk.” Bu, sadece teorik olarak yazılmış bir cümle değil, yaşayarak da hissettiğim bir şey. 

Eğer kitap okunduktan sonra bir çocuk babasına ya da annesine daha rahat sarılabiliyorsa, bir aile bu konuyu daha kolay konuşabiliyorsa, ya da biri “demek ki bu korkulacak değil, anlaşılacak bir şeymiş” diyorsa, o zaman ben bu kitabı yazarken hissettiğim şeyi okura ulaştırabilmişimdir.

Babamın Sırrı: DİYABETLE YAŞAM ÜZERİNE SICAK BİR HİKÂYE kitabına Storytel üzerinden ulaşabilirsiniz: https://www.storytel.com/tr/books/babam%C4%B1n-s%C4%B1rr%C4%B1-diyabetle-ya%C5%9Fam-%C3%BCzerine-sicak-bir-hik%C3%A2ye-13485232?utm_source=internal&utm_medium=app_link&utm_campaign=share_links 

 

Görüşlerinizi Paylaşın