Anne Sütü: Dünyanın En Kıymetli İçeceği
Dr. Ayşe Ergüven Ph.D., Biol.
Taksonomide memeliler olarak adlandırılan grupta bulunan bir yenidoğanın hayatta kalabilmek için anne sütüne ihtiyacı olduğu hiç düşünülmeden kabullenilen bir gerçek. Anne sütü fiyatı olmayan, paha biçilemeyecek bir içecek. İçerik özellikleri bir bebeğin özgün ihtiyaçlarını tam olarak karşılıyor. Özellikleri bakımından karmaşık bir sıvı besin olduğu ise üzerinde yeni yapılan araştırmalar ile ortaya çıkıyor.
Anne sütü her bebek için özel olarak üretilir. Emzirmenin bebek ve anne sağlığı üzerindeki belgelenmiş olumlu etkilerinin ötesinde, süt bileşenlerinin çocuğun nörogelişimini de etkilediğine dair kanıtlar da giderek artıyor. ABC Science'ın haberine göre, bilim insanları annelerin ürettiği sütün içeriğinin ve miktarının bebeğin cinsiyetine göre de değişebileceğini keşfettiler. Örneğin, kız bebekler için genellikle daha sıvı bir süt üretilirken, erkek bebekler yağ veya protein açısından daha zengin bir süt alırlar. Araştırmacılar bunun nedenini henüz tam olarak bilmiyorlar, ancak aynı şekilde cinsiyete özel süt alan erkek maymunların, annelerinden uzak kalıp oyun oynamaya daha fazla zaman ayırdıkları için daha enerji yoğun bir süt aldıklarını öne sürüyorlar.1 Anne sütü ile çocuğun bilişsel ve davranışsal gelişimi arasındaki bağlantıların altında yatan mekanizmaların ortaya çıkarılması, bu karmaşık sıvı gıdanın geniş işlevlerine ilişkin anlayışımızı derinleştirmektedir. Bu bilgi anne sütüne eşdeğer besin üretilmesi gereken durumlarda bunların tasarlanması için gerekli bilgileri sağlayabilecektir.2
Sütün biyoaktif maddeleri aktarımı, Laktokrin (Lactocrine) sinyali, anne sütü özellikle ilk ağız sütü (kolostrum) yoluyla hormonlar, büyüme faktörleri gibi biyoaktif faktörlerin anneden yavruya aktarılmasının tanımıdır. Bu faktörler yavrunun doku ve organ gelişimini programlayan mekanizmalar bütünüdür. Bu süreç yavrunun bilişsel ve davranışsal gelişimine katkıda bulunur.
Bu konuda kapsamlı araştırmaları olan Harvard Üniversitesi’nden evrimsel biyolog Prof. Katie Hinde, “Herkese uyan tek bir anne sütü formülüne şüpheyle yaklaşmak için iyi nedenlerimiz var” diyor. Hinde’nin rhesus maymunları üzerinde yürüttüğü çalışmaya göre annelerin erkek yavrular için %35 daha fazla yağ ve protein içeren süt ürettiklerini ve erkek yavrunun ilk doğan olması durumunda sütünün daha da zenginleştiğini ortaya koyuyor örneğin.3
Anneler kız bebekleri emzirdiğinde, sütleri daha az yağlı ve daha fazla kalsiyum içeriyor. Bu durum muhtemelen kız bebeklerin iskeletlerinin daha hızlı büyümesini desteklemek için. Anneler genel olarak kız bebekler için daha fazla süt üretiyorlar ancak emzirme süresi boyunca kız bebekler, erkek bebeklerle aynı miktarda yağ alıyorlar.
Ayrıca Hinde, “Oğullar ve kızlar için sütün bileşimi farklı olabilir ve bu fark, annenin üreme döngüsünün hangi aşamasında olduğuna bağlı olarak daha da artabilir,” diyor ve devam ediyor “Erkek ve kız çocuklarının gelişim eğrileri farklıdır; bu nedenle ihtiyaç duydukları besinleri alamazlarsa, gelişimleri olması gereken düzeyde gerçekleşmeyecektir.”
Başka bir çalışmada ise Hinde, anne sütündeki stres hormonu kortizol düzeylerini ve bunların bebeklerin davranışlarını nasıl etkilediğini incelemiş. Bu araştırma, kortizol konsantrasyonu yüksek sütün kız bebekleri daha sinirli hale getirdiğini, sakinleştirilmesinin zorlaştırdığını ortaya koyuyor. Böylece, Dr. Hinde’nin araştırmaları, sütü sadece besin kaynağı olarak görülen rolünün ötesine geçirip hayati bir besin, ilaç ve gelişim sinyali olarak yeniden tanımlıyor.4
Besin: Anne sütü, hızla gelişen beyin ve vücutlar için gerekli besin maddelerinin bir karışımını sağlar.
İlaç: Anne sütü, canlı bir bağışıklık sistemidir. Anne sütü, patojenlerle savaşmak için antikorlar ve bebeğin steril bağırsağında kolonileşen yararlı bakterileri beslemek için prebiyotikler sağlar. Bu, bebeğin en iyi savunma kalkanını oluşturur.
Sinyal: Anne sütü, bir kullanım kılavuzu gibi davranan hormonlar ve diğer biyoaktif moleküller içerir; bunlar, bebeğin metabolizmasını, stres tepkisini ve uzun vadeli gelişimini düzenlemeye yardımcı olur.²
Ek olarak bebeklerin erkek veya kız olmasının etkilerini de bebeklerin büyüme eğrilerini incelediği istatistiksel araştırmalardaki farkı görerek başarıyor.
Dr. Hinde, sütün sadece “kalori ve protein” olarak değil, 200 milyon yılı aşkın bir süre boyunca evrim yoluyla şekillendirilmiş biyoaktif, canlı bir sıvı olarak görülmesi gerektiğine de inanmaktadır. Bu durum, anne ile bebek arasında sürekli bir fizyolojik diyaloğu kolaylaştıran bir sinyal olarak sütün rolünde açıkça görülmektedir. Örnek olarak, sütteki oksitosin hormonu sadece emzirmeyi desteklemekle kalmaz, aynı zamanda anne ile bebek arasındaki bağın güçlenmesini sağlar, stresi azaltır. Kortizol seviyeleri ise bebeğin kendi stres tepki sisteminin ayarlanmasına yardımcı olur. Diğer çalışmalar, bir bebek hastalandığında vücudunun, anne sütündeki lökositler ve makrofajlar gibi beyaz kan hücreleri sayısının artmasına neden olan sinyaller gönderdiğini, kişiye özel bir bağışıklık desteği sağladığını göstermiştir. Hastalık geçtikten sonra bu seviyeler normale dönmektedir.
Dr. Hinde’nin prematüre bebekler üzerine yaptığı çalışmalar da standartlaştırılmış süt zenginleştirme kavramını çürütüyor. Bu durum, donör sütünün bir havuzda toplanması ve standart zenginleştirme protokollerinin uygulanmasıyla homojenleştirilmiş, herkese uyan tek bir modelin oluşturulduğu birçok yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki yaygın uygulamayla keskin bir tezat oluşturuyor. Hele ki kız ve erkek bebeklerin farklı ihtiyaçları olduğunu da araştırmalar ortaya koyunca. Dolayısıyla Dr. Hinde, her bebeğin sütünün dinamik ve bireysel bir unsur olarak ele alındığı ve zenginleştirici maddelerin hassas bir şekilde ayarlandığı, kişiselleştirilmiş süt zenginleştirme yöntemlerinin gelecekte benimsenmesini savunuyor.
Dr. Hinde, erken doğum, sezaryen, anne obezitesi ve endokrin bozuklukları gibi durumların emzirmenin temel biyolojisini bozabileceğini de vurguluyor.4 Ayrıca, prematüre bebeklerin anneleri genellikle bebeklerinden ayrı kalarak travmatik bir doğumun etkisinden kurtulmaya çalıştığı için ideal emzirme başlangıcından çok uzaktır. Prematüre bebeklerin anneleri için, süt üretimini başlatmak ve sürdürmek amacıyla bilgili klinik destek, çocuklarının sağlığı açısından tıbbi bir gerekliliktir. Ancak doğum olayı o kadar doğal ve “zaten kendiliğinden olan bir olay olarak” algılanmaktadır ki yenidoğana sağlanması elzem olan bu detaylı destekler büyük ölçüde erişilemez durumdadır; daha da önemlisi pek çok yerde önemsenmemektedir.
Dr. Hinde, anne sütü ve emzirme konusundaki literatürün kahve veya şarapla ilgili literatürden daha az olduğunu belirtiyor. Emzirme hakkında bildiklerimizden iki kat daha fazlasını erektil disfonksiyon hakkında biliyoruz diyerek bir can alıcı vurgu daha yapıyor. Bu konudaki bilimsel anlayışımızın yetersizliği, özellikle prematüre bebeklerin ve doğal olarak tüm bebeklerin gelişimlerini etkiliyor.
Hayatının başında bakıma ihtiyacı olan en güçsüz canlı türüdür memeliler. Bunun içine insan da dahil. Bakımın en önemli unsuru düzgün beslenebilmektir. İnsan olarak kendi türümüzün hayatının başındaki bu elzem ihtiyacını karşılayabilmek için aklımızı ve bilimi kullanmamızı vurguluyor Prof. Dr. Hilde sizlere sunduğum makalelerinde. Bunları okuduğumda yenidoğan beslenmesi gibi basit şeyleri nasıl göz ardı ettiğimize çok şaşırdım ben de. Bu nedenle bu makaleleri sizinle paylaşmayı önemli gördüm.
Kaynaklar:
- https://www.science.org/content/article/mom-makes-different-milk-boys-and-girls
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/35352583/
- https://www.theguardian.com/science/2014/feb/14/baby-boys-girls-sex-formula-milk
- https://preemie.health/blog/beyond-food-how-dr-katherine-hinde-is-revolutionizing-our-understanding-of-breast-milk/