Ağız içi Enfeksiyonlarda Hızlı Çözüm Önerileri
Uzm.Dr. Tutku Taşkınoğlu
Diş çürüğü ve periodontal hastalıklar hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde en önemli ağız sağlığı problemleridir. Dünya nüfusunun yaklaşık %20-50'sini etkilemektedir. Vücudun diğer bölgeleri gibi ağız da mikroplarla doludur. Bu mikropların çoğu zararsızdır. Ancak ağız, sindirim sistemine giriş noktasıdır. Sindirim sistemi, yiyeceklerin geçtiği, ağızdan anüse kadar uzanan uzun bir organlar bütünüdür. Ağız aynı zamanda solunumu sağlayan organlara, yani solunum yollarına da giriş noktasıdır. Bu nedenle ağızdaki mikroplar bazen vücutta çeşitli hastalıklara yol açabilir.
Çoğu zaman vücudun savunma mekanizmaları ve iyi ağız bakımı mikropları kontrol altında tutar. İyi ağız bakımı, günlük fırçalama ve diş ipi kullanımını içerir. İyi ağız hijyeni olmadan, mikroplar diş çürümesi ve diş eti hastalığı gibi enfeksiyonlara yol açabilecek seviyelere ulaşabilir.
Periodontal hastalıklar ve diş çürükleri temelde ağız boşluğunda yaşayan mikroorganizmalardan kaynaklanan kronik enfeksiyonlardır. Ağız boşluğundaki enfeksiyonlar lokal enfeksiyonlar olarak da kalmaz. Endokardit, kardiyovasküler hastalıklar, gebelik ve doğum, diyabet mellitus, osteoporoz, Alzheimer hastalığı, yeme bozuklukları, romatoid artrit, baş ve boyun kanserleri ve Sjögren sendromu gibi çeşitli hastalık süreçlerine etkili oldukları da gösterilmiştir.
Ağız boşluğu ve tükürük bakteri, arkea, mantar, protozoa ve virüsleri içeren normal bir ağız florasına (mikrobiyota) sahiptir. İnsan ağız mikrobiyotası 700'den fazla mikroorganizmayı kapsar. Genellikle tükürükte serbest yüzen bu mikroorganizmalar, değişen koşullar altında fırsatçı mikroorganizmalar olarak ağız boşluğunun farklı yüzeylerine yapışır ve bir biyofilm tabaka oluşturur. İşte bu biyofilm tabakası ağız hastalıklarından sorumludur.
Ağız boşluğu besin açısından zengindir ve 35-36oC sıcaklıkla ve 6,75–7,25 pH değerleri ile birçok mikrobun büyümesine uygun bir ortam oluşturmaktadır. Diş fırçalama ve durulama işleminden hemen sonra, ağız boşluğundaki tükürük proteinleri diş yüzeyleri üzerinde ince bir film oluşturur. Ağız ortamı yediklerimizle veya farklı nedenlerle mikroplar için elverişli hale gelecek şekilde değişirse, mikroorganizmalar mikrofilamentleriyle bu ince protein filme yapışır. Mikropların popülasyonları artar ve birbirlerine sinyaller göndererek iletişim kurar ve bir topluluk oluştururlar. Diş biyofilminde bakteri, virüs ve mantarları içeren zengin bir mikrobiyal ortam ve yaklaşık 1000 farklı mikrop vardır. Çalışmalara göre diş plağında mg başına 1011'den fazla mikroorganizma bulunmaktadır.
Hastalıklı bölgelerin plağındaki mikrobiyal türler, sağlıklı bölgelerdekilerden farklıdır. Gram-pozitif streptokoklar, Fusobacterium, Peptostreptococcus micros, Porphyromonas türleri ve Prevotella türleri dentoalveolar enfeksiyonlar, periodontitis ve perikoronitisten sorumlu patojenler olarak tanımlanmıştır. Kanal enfeksiyonlarının %90'ını da anaerobik mikroplardan kaynaklanmaktadır.
Ağız içi enfeksiyonlarında etkenin tanısı zordur. Çünkü olası etken mikroorganizmaların %50'si tanıda kullanılan kültür yöntemleri ile üretilememektedir. Hedefli tanı yerine ampirik tedavi verilmesi ise antibiyotik direnci gibi sorunlara yol açabilmektedir. Ayrıca hastaların yaklaşık dörtte biri, diş sorunlarının çözülmediğini veya tanı konulamadığını ve bunun da genellikle devam eden sorunlara yol açtığını bildirmektedir.
Oysa moleküler sendromik paneller, diş enfeksiyonlarında yaygın olarak görülen birden fazla patojeni ve antibiyotik direnç genini tek bir testle hızla tespit edebilen gelişmiş tanı araçlarıdır. Bu paneller, geleneksel kültür yöntemlerinin aksine, zor üreyen mikroorganizmaları da saptayabilir.
Diş hekimliğinde spesifik olarak adlandırılmış bir "diş paneli" bulunmamaktadır. Ancak ağız boşluğu ile ilişkili patojenleri kapsayan genişletilmiş enfeksiyon panelleri bu amaçla kullanılabilmektedir.
Enfeksiyon Panelleri: Ağız florasına ait ve enfeksiyon etkeni olabilen, ancak kültürde üretilmesi zor olan Parvimonas micra, Peptoniphilus gibi bakterileri saptayabilmektedir. Mantar etkenleri dahil 31’den fazla patojeni ve 8 antibiyotik direnç genini 1 saatten kısa sürede tanımlayabilir. Çene eklemi veya diş kaynaklı yayılmış osteoartiküler enfeksiyonların tanısında "off-label" (etiket dışı) olarak kullanılabilmektedirler.
Moleküler Panellerin Avantajları
Hız: Kültür yöntemleri 24-72 saat sürerken, sendromik paneller yaklaşık 1 saat içinde sonuç verir.
Hassasiyet: Geleneksel kültürlerde üremeyen, özellikle antibiyotik kullanımına bağlı baskılanmış patojenleri saptama oranı daha yüksektir.
Antibiyotik Direnç Tespiti: mecA/C, vanA/B ve blaKPC gibi direnç genlerini tespit ederek erken dönemde hedefe yönelik tedaviye olanak tanır.
Diyetiniz ve Diş Çürükleri
Beslenme alışkanlıkları diş sağlığını doğrudan etkiler; çünkü şekerler ve rafine karbonhidratlar, diş minesini aşındıran asitler üreten bakterileri besleyerek çürük ve enfeksiyonlara yol açar. Yüksek şekerli, asidik ve nişastalı yiyecekler çürük ve diş eti iltihabını teşvik ederken, süt ürünleri, meyveler ve sebzeler gibi besin açısından zengin yiyecekler dişleri temizlemeye ve diş minesini korumaya yardımcı olur.
Şekerli/Asidik Yiyecekler (Riski Artırır): Şekerli yiyecekler, şekerlemeler, gazlı içecekler, rafine karbonhidratlar, kuru meyveler ve asidik turunçgiller, çürüğe neden olan bakterileri besler ve diş minesini aşındırır.
Besin Açısından Zengin Yiyecekler (Koruyucu): Kalsiyum (peynir, yoğurt), fosfor (et, kümes hayvanları, yumurta) ve lif (çiğ sebzeler) bakımından zengin yiyecekler mineyi güçlendirmeye ve asitleri nötralize eden tükürüğü uyarmaya yardımcı olur.
Ağız Sağlığı İçin:
- Şekeri Azaltın!
- Su için, su plak oluşturan kalıntıları temizlemeye ve asitleri nötralize etmeye yardımcı olur.
- Vitamin ve mineral açısından zengin bir beslenme düzeni uygulayın.