X
Kelime:
Kategori:
Tarih:
RadDatePicker
Open the calendar popup.
ile
RadDatePicker
Open the calendar popup.
 

Kıymetli Bir Bilim İnsanı Bir Hematolog Prof. Dr. Muzaffer Aksoy (1915-2001)

Kıymetli Bir Bilim İnsanı Bir Hematolog Prof. Dr. Muzaffer Aksoy (1915-2001)

Dr. Ayşe Ergüven, Ph.D Biol.

Bu seneki tıp bayramı vesilesi ile bu yazımda tanımış olmaktan gurur duyduğum bir bilim insanını, bir tıp doktorunu, bir hematoloji duayeni Prof. Dr. Muzaffer Aksoy’u sizlere hatırlatmak istedim.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Enstitüsünde ilk aylarım, yeni mezun, çiçeği burnunda, hevesli bir araştırıcı olarak oradaki hayatı anlamaya çalışıyorum. Güzel bir bahar günü, kurumun kafeteryasında arkadaşlarımla öğle yemeğindeyiz. Kafeteryanın arka tarafında bir bölüm başkanlara, bölüm başkanlarına ve diğer grup başkanlarına ayrılmış. Hocalar orada yemeklerini yiyorlar ve onlara garsonlar hizmet ediyor. Yani yemeklerini tepsi ile almıyorlar. Diğer araştırıcılar ise tepsi ile aldıkları yemeklerini kendilerine ayrılmış bölümde yiyorlar. Biz dört kişiyiz, altı kişilik bir masanın bir ucunda oturuyoruz. Birdenbire arkadan bir ses duyduk “Biz de sizinle oturabilir miyiz?”. Dönüp baktığımızda iki duayen hocamız ellerinde tepsi duruyorlar. Prof. Dr. Cahit Arf (ünlü matematikçimiz) ve Prof. Dr. Muzaffer Aksoy! Bizler şaşkınlıktan ne yapacağımızı bilemedik, “A tabii hocam buyurun” diyebildik şaşkın şaşkın. O gün yemekteki sohbet o kadar güzel, bilimsel, akıl açıcı idi ki hiç unutamadım.

Muzaffer Bey ile daha sonraki karşılaşmamız bizim moleküler biyoloji laboratuvarının kapısında oldu. Bir sabah geldiğimde beni beklerken buldum kendisini. Yetmiş yaşını aşmış bir profesör kapının önünde beni bekliyor, güler yüzle hem de. Hayal gibi…

“Siz yüksek basınçlı sıvı kromatografi (HPLC) cihazını deneylerinizde kullanıyormuşsunuz” dedi. “Evet hocam” dedim. “Benim deneylerimi de yapabilir miyiz?” dedi. Ben yine şaşkın, duayen bir hoca bana “yapabilir miyiz?” diyor ve ekliyor “Ben, Engin Bey’le (Prof. Dr. Engin Bermek, enstitüde o zamanki bölüm başkanımız) konuştum, izin verdi dedi gülerek ve ekledi “siz bana uygun zamanlarınızı söyleyin, program yapalım.” Bu olaydan sonra hemoglobin alt gruplarını çalıştığımız günler başladı. Her gün yeni bir şey öğrendiğim hematoloji konusu ile çalışmayı çok istediğim immünoloji alanında ilk ve en değerli bilgilerimi ondan öğrendim. Bunları çalıştığımız günler sabahtan akşama kadar çok neşeli, gülerek, paylaşarak geçerdi. Ben cihazı hazırlarken o da tampon çözeltilerini hazırlardı büyük bir heyecanla. Talasemiyi, lösemileri, benzen gibi uçucu kimyasalların nasıl kanser yaptığını, çok genç insanların kötü çalışma ortamları nedeniyle hastalandıklarını ve hayatlarını kaybettiklerini öğrendim. 

Bu yazıyı yazmayı düşündüğümde 14 Mart 1940 Tıp Bayramında yaptığı konuşmanın metni geçti elime. O konuşmayı yaptığında, benim onu tanıdığım yaşta, yirmi beş yaşında, yeni mezun bir tıp doktoru sadece. Konuşmasını1 ,

“Acılı insanlığın ona (doktora) ebedi minnet ve şükranlarından örnekler mi istiyorsun. Git biraz önce ıstırap ve ağrıların en can alıcısından kıvranan annenin, serumuyla çocuğunu kurtaran köy hekimine duygusunu ilkel fakat içli sözlerle anlatırken dinle.

Git, yarım saat önce ameliyat masasına yarı ölü terk ettiği babasının operatörün ameliyatıyla tekrar hayata döndüğünü görerek saadetlerin en yücesini duymakta olan oğulun sözlerini dinle.

Sayısız başarılarına ve emsalsiz ilerlemelerine rağmen tıp bugün hala ulaşmak istediği hedeften uzaktır. Uzun sözlere ne lüzum var. Bunu bir buçuk sene önce, insanlık tarihinin en övülecek şahsı, hastalandığı zaman bütün bir millet bu gerçeği en açık bir biçimde duymadı mı? 

14 Mart, burada tıp kafilesine her sene katılanların günüdür. Bugün yaşam gayesini çalışmada görenler ve sorumlu bulunduğu görevleri yerine getirenler içindir. Demek ki bizim de hakiki hayatımız, top ve uçak gürültülerinin dünyaya egemen olduğu şu günlerde başlıyor demektir. Nasıl ki varlığımızı belli eden ilk ağlayışımızın Birinci Cihan Savaşı’nın bomba ve silah seslerinin gürültüsünde kaybolduğu gibi.” diyerek bitiriyor. Bu sözler, mesleğine duyduğu saygı, sevgi ile yaşadığı gururu ne güzel anlatıyor!

Ruhun şâd olsun hocam2

Tıp Bayramı tüm doktorlarımıza ve doktor adaylarımıza kutlu olsun.

 

1 https://www.ttb.org.tr/TD/TD84/15.html

2 https://sdplatform.com/tibba-adanmis-bir-omur-prof-dr-muzaffer-aksoy/


 

Görüşlerinizi Paylaşın