X
Kelime:
Kategori:
Tarih:
RadDatePicker
Open the calendar popup.
ile
RadDatePicker
Open the calendar popup.
 

Kurban Bayramında Trafik

Kurban Bayramında Trafik

BU BAYRAM SİZ KURBAN OLMAYIN!

“Nisan ayındaki Şeker Bayramı tatilinin ilk 8 gününde 4 bin 998 trafik kazasının meydana geldiği ve 66 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Kazalarda 8 bin 352 vatandaşın ise yaralandığı belirtildi.” 

Sinan Seven

Maalesef yıllardır görmeye alıştığımız bu tablo, özellikle 9-10 günlere uzayan her bayram tatilinde yurt genelinde yaşanan acı bir gerçek. Sayılar ile ifade ettiklerimiz ise yiten canlar ve kaybedilen aileler…

Kurban Bayramı tatili öncesinde bu konuya dikkat çekmek ve özellikle kalabalık dönemlerdeki uzun yol sürüşlerinde dikkat edilmesi gereken önemli noktaların altını çizmek istiyoruz. Bunun için bu sayımızdaki röportaj konuğumuz tecrübeli otomobil gazetecisi ve Güvenli, İleri ve Sportif Sürüş Eğitmeni Halit Bolkan. 

TATİL, TATİL YOLCULUĞU İLE BAŞLAR diyorsunuz ve özellikle bayram tatili yolculuklarında “güvenli sürüş” kavramını vurguluyorsunuz. GÜVENLİ SÜRÜŞ nedir?

Güvenli sürüş, taşıt araçlarını hem o araçtaki hem de trafikteki diğer paydaşların can ve mal güvenliğini gözeterek kullanmak anlamına gelir. Yolculuğun uzunluğu ne olursa olsun aracın güvenli sürüşü etkileyecek sorunlardan arındırılmış olması, trafik kurallarının yanı sıra yol ve hava şartlarına uygun kullanılmasını kapsar. 

OTOMOBİL SÜRÜCÜ KADAR GÜVENLİDİR!

Tatil yolculuğunun tatilin bir parçası olduğu fikrini benimsemeyen sürücülerin aceleci davranmaları yolculuklarda birçok hatayı beraberinde getiriyor. 

Özellikle tatil yolculuklarında en sık yapılan hata varılmak istenen yere mümkün olduğunca çabuk ulaşma çabası. Bunun sonucunda, aşırı hız, hatalı sollama, gerektiği kadar sık ya da uzun mola vermeme gibi hatalarla karşılaşıyoruz. Uzun yolculuk öncesi sürücünün iyice dinlenmiş olması, uyku ya da uyuşukluk veren ilaç, alkollü içki ya da herhangi bir keyif verici madde kullanmaması gerekiyor. 

Uzun bayram tatillerinde binlerce araç yollara çıkıyor ve otoyolların tüm şeritleri konvoy halinde akmaya başlıyor. Bu kalabalıktan kaçmak için uykusuz yola çıkan sürücülerin dikkatleri çabuk dağılıyor, trafikteki tehlikeleri fark etmekte güçlük yaşıyorlar, çabuk sinirlenip agresifleşiyor ve hata yapmaya başlıyorlar. 

 

     

EN TİPİK HATALAR: Aşırı hız, hatalı sollama, yakın takip, hava ve trafik şartlarına uygun hızda gitmemek!

Konvoy şeklinde sürüşlerde sürücülerin yaptığı en tipik hatalardan biri öndeki araçlarla olması gerekenden çok daha kısa takip mesafesi bırakmak. Konvoyun hızı kaç km/s olursa olsun öndeki araçla aynı hızda gidildiği için sürücülerin hız algısı kayboluyor ve öndeki araca yaklaşıyor. Bu da güvenli fren mesafesinin kaybolmasına sebep oluyor. 

Fren yapma aşamaları, fark etme, algılama, karar verme, frene basma ve durmadan oluşuyor. Sürücünün öndeki aracın fren lambalarını görmesi ya da yavaş olduğunu fark etmesi, fren yapma kararı alması, ayağını gaz pedalından fren pedalına götürüp frene basması için geçen zaman ortalama 1 saniye sürüyor. Bu 1 saniyelik süreçte araç hiç yavaşlamadan ilerliyor. Örneğin 90 km/s hızda giderken araç bu 1 saniyede 25 metre yol alır. Öndeki aracın fren lambaları yanmaya başladığında o araç zaten yavaşlamaya başlamıştır. Dolayısıyla eğer yeterli takip mesafesi bırakılmamışsa kaza yapmak işten bile değildir. 

Güvenli takip mesafesi için iki yöntem, hızın yarısı kadar metre mesafe saymak ya da öndeki araç sabit bir cismin yanından geçerken saniye saymak. 

Kuru zeminde 3 saniye, ıslak zeminde 4-5 saniye, karlı havalarda en az 6 saniye mesafe bırakmak gerekir. Ayrıca önünüzde giden araç sizin aracınızdan daha yeni, pahalı lüks ya da sportifse takip mesafenizi arttırın. Her otomobilin en bakımlı haldeyken bile duruş mesafesi aynı değildir. Bazı otomobiller arasında 7-8 metreye varan duruş mesafesi farkları vardır. Bu da ciddi kaza anlamına gelir. 

Araç hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlarına uygun ayarlamamak ve aşırı hız karıştırılmamalı. Özellikle kanunen izin verilen hız limitinin altında yoğun akan trafik şartlarında, yoğun yağış ya da siste diğer araçlardan daha hızlı gitmeye çalışmak, zeminin kaygan olduğu durumlarda virajlara olması gerekenden hızlı girmek gibi hatalar ile kanuni hız limitlerini aşmak farklı değerlendirilir. 

Yani, aceleci, yorgun, dikkatsiz, araç tekniği konusunda bilgisiz ya da umursamaz sürücüler daha fazla ölüme sebep oluyor. 

Araba kullanırken CEP TELEFONUNUZLA İLGİLENMEYİN!

Yaralanmalı kazalardaysa hatalı sollama, kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, arkadan çarpma yani takip mesafesine dikkat etmeme en önemli hataları oluşturuyor. Diğer sürücü kusurları arasında uykusuz, yorgun kullanım sonucu tehlikeyi geç fark etmekten cep telefonuyla ilgilenmeye kadar birçok farklı unsur yer alıyor. Sürücülerin, araç kullanırken yaptıkları en önemli işin o aracı güvenli kullanmak olduğu farkındalığına ulaşması gerekiyor. Araç kullanırken, telefonla ilgilenmek, yolcularla sohbete dalmak ya da tartışmak, yüksek sesle müzik dinlemek, yola değil etrafa bakmak, ekran üzerinden araçla ilgili ayarlar yaparken yola bakmayı bırakmak gibi hatalara düşmemesi gerekiyor.

HIZ en büyük tehdit.

Olası bir kazada hız sınırlarına uyan bir araç ile yüksek hızdaki bir araç farklı zararlar alıyor. 

Maalesef sürücülerin bir kısmı hızı küçümsüyor, hatta sadece radara yakalanmayla ilgili bir rakam olarak görüyor. Halbuki hız, kazalara yol açan, ölüm ve yaralanmalara yol açan temel sebeplerin başında geliyor diyebiliriz.

EMNİYET KEMERİ araç içindekilerin fren sistemidir.

Taşıt araçlarını yavaşlatmak ve durdurmak için fren sistemleri kullanıyoruz. Newton’un hareket yasalarının ilki Eylemsizlik Yasası’dır. Bu yasaya göre: Hareket etmeyen bir cisim, üzerine bir kuvvet etki edinceye kadar hareket etmeyecek, hareketli bir cisim, üzerine bir kuvvet etki etmedikçe hızını değiştirmeyecektir.

Sürücü bir taşıtı yavaşlatmak ya da durdurmak için frene basar ve Eylemsizlik Yasası’nda tanımlanan durum gerçekleşir. Ancak, araç içindeki yolcular da araçla aynı hızda hareket eder ama araç yavaşlarken frene basıldığı andaki hızlarıyla hareket etmeye devam eder. Tabii eğer emniyet kemerleri takılı değilse. Dolayısıyla araçtaki herkesin, en kısa yolculukta bile emniyet kemeri takması şarttır. Emniyet kemeri araç hareket etmeden takılmalı, tamamen durduktan sonra çıkarılmalıdır. 36 kg’a kadar bebek ve çocukların ağırlıklarına uygun çocuk koltuklarında seyahat etmesi ve emniyet kemerinin bağlı olması hayati önem taşır. Bebek ya da çocuklar asla bir yetişkinin kucağında seyahat etmemelidir. Hiç kimse ani fren anında ağırlığı yüzlerce kilograma eşdeğer olan bir bebeği bile tutamaz.

Yolda MOLA verin.

Özellikle yaz aylarındaki uzun yolculuklarda su kaybının fazla olması da yorgunluk ve dikkat dağınıklığını tetikliyor. Bu nedenle en fazla 2.5 saatte bir en az 20 dakikalık mola verilmesini öneriyoruz. Bu molalarda kısa yürüyüşler yapılması hem araç içinde hem de molalarda bolca su tüketilmesi güvenli sürüşte önemli rol oynuyor. Bu molalar aynı zamanda araçların, lastik, fren ve amortisörlerinin de dinlenmesi anlamına geliyor. Araçların yol tutuş ve fren güvenliğinin ana etkenleri olan bu parçaların belirli çalışma sıcaklıklarının üzerine çıkması performanslarının düşmesine sebep oluyor.

ARABANIZ YÜKLÜYSE daha da dikkatli olmak gerekiyor...

Tatil yolculuğunda araçların genelde yüklü olması da günlük kullanımdaki performanslara ulaşılamayacağı anlamına geliyor. Sürücülerin bir kısmı bu teknik sebepten habersiz olduğu ya da umursamadığı için araç yüklü değilken durabileceği mesafeden daha uzun mesafede durabiliyor ya da yüksüzken rahatlıkla dönebileceği virajı dönemez hale geliyor. Bu yüzden mola verilmesi sadece sürücü için değil araç için de önemli.

Sürücüler genellikle otomobili yalnız kullandığı, araçta fazla yolcu ya da yük olmadığı için alıştıkları hızlanma ve fren performansıyla yol tutuşu yüklü seyahat sırasında da bulacaklarını zannedebiliyor. 

Araçta yük arttıkça motor gücü artmadığı için hızlanma süresi uzar. Dolayısıyla sollamalara çıkarken arkadan ya da karşıdan gelen araçların konumunu ve hızını daha iyi tahlil etmeli. Aynı şekilde daha ağır olan araç aynı fren sistemiyle daha uzun mesafede durabilir ve yokuş inişlerde daha çabuk ısınarak yavaşlatma ve durdurma konusunda sorun yaşatabilir. Viraj dönüşlerinde de lastikler ve süspansiyon sistemi üzerinde etkili olan kuvvetler artar ama bu parçaların maksimum kapasiteleri değişmez. Bu nedenle virajlara daha yavaş girmek gerekir. Sonuçta yüklü araçla yolculuk yaparken takip mesafesini arttırmak, hız sınırının altında kalmaya özen göstermek ve virajlara daha yavaş girmek sürüş güvenliği için şarttır.

YOLCULUĞA ÇIKMADAN…

Sürücüler yolculuğa çıkmadan araçlarını ve kendilerini hazırlamalı.

  • Sürücü iyi bir uyku çekmeli
  • Yolculuk öncesi hafif yiyecekler yemeli
  • Uyuşukluk ve uyku hali yapan ilaç, madde ve kullanmamak, alkollü almamalı
  • Yolculuk için rahat kıyafetler ve ince tabanlı ayakkabılar tercih edilmeli. Terlik ya da yüksek topuklu ayakkabılarla araç kullanılmamalı.
  • Lastik bakım ve kontrollerinin yapılmalı
  • Araba bakım ve kontrollerin yapılmalı (akü, fren hidroliği, far gibi)
  • Molalar planlanmalı
  • Güzergah gözden geçirilmeli

Güvenli sürüşün temel prensiplerinden “GÖR VE GÖRÜL” sisli havalarda sürücüler için çok zorlayıcı olabilir!

Sis, araç kullanmanın en riskli olduğu hava koşullarından biri. Sabah erken çıkılan yolculuklarda SİS RİSKİ olabilir. Siste sisin yoğunluğuna uygun hızda gitmek, ön ve arka sis lambalarını yakmak ve yoğun siste sürücü camını aralayıp dışarıdaki araç seslerini dinlemek gerekir. 

Sisli havalarda dörtlü ikaz lambası yakmak yanlış bir davranıştır. Dörtlü ikaz lambası arıza yapmış bir aracı yol kenarında durduğu algısı yaratabilir ve arkadan gelen sürücünün karşı şeride geçmesine sebep olabilir. Gece yaşanan sisli havalarda uzun farları yakmak sadece sürücünün gözlerinin daha çabuk yorulmasına ve kamaşmasına sebep olur. Bu nedenle kısa farlar ve sis lambalarını yakarak ilerlemek gerekir. 

GECE SÜRÜŞLERİNDE nelere dikkat edilmeli?

Gece sürüşlerinde ilk akla gelen problem uyuma isteğidir. Sürücünün mutlaka uykusunu almış bir şekilde yola çıkması gerekir. Gündüzün aksine gece sadece farların aydınlattığı alanlardaki tehlikeler önceden fark edilebilir. Bu nedenle gece sürüşlerinde hızı düşürmek kaza riskini azaltır

Öndeki aracın gereksiz yere arka sis lambaları açık halde yol alması, karşıdan ya da arkadan gelen araçların ayarsız farları ya da standart dışı far ampulü kullanımı sürücünün gözlerini yorar ve dikkatini dağıtır. Öndeki araçla mesafeyi artırmak ya da uygun durumda sollamak önemlidir. 

Arkadan gelen araçlara karşı iç dikiz aynasını gece konumuna almak işe yarar. Karşıdan gelen aracı farları gözünüzü alıyorsa kendi aracınızın sağ farının aydınlattığı tarafa bakarak yol üzerindeki konumunuzu ayarlayabilirsiniz. Tabii otomatik ayarlama sistemi yoksa kendi far ayarınızı kontrol ettirip araç içinden seviye ayarı yapmayı da unutmayın!

YOL HİPNOZU nedir ve nasıl önlenebilir?

Daha önce mutlaka bazı sürücülerden duymuş ya da bizzat yaşamış olabilirsiniz. Yolculuk sırasında son birkaç kilometreyi ya da belirsiz bir süreyi hatırlayamaz “ben buraya nasıl geldim” sorusunu kendinize sorarsınız. “Gözü açık uyumuşum” ya da “içim geçmiş” şeklinde de tarif edilen bu durum yol hipnozudur. 

Yol hipnozunun sebepleri arasında, yorgunluk, uykusuzluk, yoğun düşünceler, yolun tekdüze olması, sürücünün sabit bir noktaya odaklanması sayılabilir. Yol hipnozu genellikle gece ya da sıcak havalarda ve uzun düzlüklere sahip yol kesimlerinde daha sık yaşanır. 

Önlemenin yolları arasında yorgun ve uykusuz yola çıkmamak, derin ve yoğun düşüncelere dalmamak, bol su tüketmek, araç içinin fazla sıcak olmamasının sağlanması, sıkça havalandırılması, tek bir noktaya odaklanmak yerine farklı araçların hareketlerinin izlenmesi, trafik levhaları, binalar ya da ağaçlara kısa bakışlar atılması, farklı ritimde müzik parçaları dinlenmesi ve araçtaki diğer yolcularla sakin sohbetler yapılması öneriliyor. En geç 2.5 saatte bir verilecek molalar da yol hipnozu tehlikesini azaltacaktır.

Rallilerdeki co-pilotlar gibi sürücünün yanındaki yolcular da sürücüyü uyanık ve zinde tutmalı, sakin kalmasını sağlamalı, güvenli sürüş için destek olmalı. Sürücünün dikkatini dağıtmayacak sohbetler, müzik ve klima gibi sistemlerin kontrolü, su ve atıştırmalık ikramı, sürücünün farkına varmadığı tehlikelere dikkat çekme, sürücünün yorulduğunu fark ettiklerinde mola verilmesini sağlama, yolculara düşen görevler arasında.

ELEKTRİKLİ ARAÇLARIN uzun yol hazırlıkları.

Elektrikli araçlarda mekanik parçalar içten yanmalı motorlu araçlara göre çok daha az. Bu nedenle, lastiklerin, süspansiyon sisteminin, fren sisteminin, batarya soğutma sisteminin, far, arka aydınlatma, sinyal lambalarının kontrol edilmesi, polen filtresinin ve gerekiyorsa silecek lastiklerinin yenilenmesi söz konusu. Lastik hava basınçlarının da yüke uygun ayarlanması atlanmamalı.

Elektrikli araç kullanan sürücüler, bayram seyahatlerinde, trafik yoğunluğunu da dikkate alarak araçlarının menzillerini nasıl öngörmeli? Planlamada önemli olan bataryanın yeteceği km menzili mi, yoksa yolda kalan km ve trafiğe bağlı öngörülen sürüş süresi mi? Sürücülerin neyi dikkate almaları lazım? 

Elektrikli araç kullanıcılarının, özellikle de ilk kez uzun yola çıkacak olanların yolculuklarını çok iyi planlaması gerekir. Çünkü elektrikli otomobillerin enerji tüketimleri hız arttıkça önemli oranda artıyor. Örneğin WLTP karma kullanım menzili 400 km olan bir otomobilin otoyolda 110 km/s hızla menzili 250 km’ye kadar düşebiliyor. Hız arttıkça menzil dramatik olarak düşüyor. Buna karşılık hız 90 km/s ve altına düşerse ulaşabileceğiniz menzil artacaktır. 

Ancak yolda hangi hızda seyahat edeceğinizi her zaman kendiniz belirleyemezsiniz. Ayrıca tatil yolculuğunda aracın yüklü olması durumunda da menzil düşecektir. Otomobillerde yakıt ve enerji tüketim ölçümleri araçta sürücü ile yüksüz diyebileceğimiz şartlarda yapılır. Trafik akışını bozacak kadar hızlı ya da yavaş gitmeye çalışmak da kaza tehlikesi anlamına gelir. Bu yüzden yola tam şarjla çıkılsa bile açıklanan karma menzile ulaşılamayacağı bilinip şarj planlaması buna göre yapılmalı. Yoldaki olası sürprizleri de (çok sıkışık trafik, yol yapımı vs) hesaba katmayı ihmal etmemek gerekiyor. En risksiz yöntem, batarya şarjının yüzde 15’in altına düşmeyeceği şekilde planlama yapmak. 

Unutmayın, benzinli ya da dizel araçlarda bir akaryakıt istasyonundan bidonla yakıt getirip yola devam etmek mümkün ama elektrikli araçta durum pek de böyle değil. Bataryayı sonuna kadar kullanmaya çalışmak ya da bu riski üstlenmek tatilinizi rezil etmeye yeter.

 

Elektrikli araçlarda en uzun menzile şehir içi hızlarda ulaşılıyor. Ancak unutmayalım ki her kalkış ya da hızlanma yüksek enerji tüketimi anlamına gelir. Elektrikli otomobillerin önemli bir avantajı reküperasyon ya da rejenerasyon olarak tanımlanan, aracın yavaşlaması sırasında (frenle ya da frensiz) elektrik üretilip bataryaya depolanması sistemi. Menzil ölçümlerinde uygulanan parkurda da yavaşlamalar söz konusu ve otomobil markaları açıklanan menzilin yaklaşık yüzde 10’unun rejenerasyondan geldiğini söylüyor. Serbest akışlı, yavaşlama yaşanmayan, frene basılmayan kullanımlarda bu ekstra menzilin de kaybedileceği unutulmamalı. Araçların yol bilgisayarındaki menzil verileri elektronik kontrol ünitesi tarafından dinamik olarak hesaplanıyor. Bu hesaplamaların bazen saptığı da görülüyor. Tabii ekranda gösterilen menzilin batarya tamamen bitene kadar gidilebilecek yol olduğunu ama bataryayı tamamen bitirmemeniz gerektiğini de hatırlatmak isterim. 

Elektrikli araç şarj noktaları tüm Türkiye genelinde yaygın ve erişilebilir mi? Elektrikli araç sürücüleri yola çıkmadan önce rotalarına göre şarj planlamalarını nasıl yapmalılar?

2023 yılında uygulanmaya başlayan bir teşvikle 130’un üzerinde şarj operatörü lisansı alınmıştı. Bu teşvike göre Türkiye’nin tüm bölgelerinde belirlenmiş güzergahlar üzerinde belli sayıda şarj soketi kurulması şart koşulmuştu. Lisans alan tüm şirketler şarj ağı kurulumuna başlamasa da Nisan itibariyle Türkiye çapında 17 binin üzerinde şarj soketi bulunuyor. Bunların 5 bin 800’ü DC hızlı şarj noktası. Son derece hızlı şekilde artsa da yoğun güzergahlarda ve bayram tatili gibi trafiğin had safhaya çıktığı dönemlerde önceden aracın menzil ve tüketim özelliklerine göre hesaplama yapıp şarj istasyonu operatörlerinin mobil uygulamaları üzerinden randevu almak gerekir. Ancak burada da randevuya operatörün belirlediği zaman dilimi içerisinde ulaşmanız gerekiyor. Örneğin randevu saatinden 15 dakika geçtikten sonra ulaşmanız durumunda randevunuz iptal edilmiş olabiliyor.

Şarj operatörlerinin kendi mobil aplikasyonlarında kendilerine ait şark noktalarının haritaları mevcut. 

Seçilen noktaya navigasyon hizmeti de alınabiliyor. Ayrıca start-up firmalarının geliştirdiği ve tüm şarj noktalarını gösteren mobil uygulamalar da bulunuyor.

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda, örneğin İstanbul-İzmir Otoyolu’nda, çok önemli sorun yaşamadığını söyleyenler kadar sorun yaşadığından şikayet edenler de vardı. 

Otoyol üzerindeki dinlenme tesislerinde hizmete girmeye hazır birçok yeni şarj cihazı olsa da altyapı eksiklikleri ve bürokratik işlemler nedeniyle Ramazan Bayramı’nda hizmet dışıydılar. Kurban Bayramı tatilinde bu cihazlar da devreye girerse daha az sorun yaşanacağı aşikar. Ancak unutulmamalı ki DC şarj cihazlarının çoğunda 2 soket bulunuyor ve her iki sokete de araç bağlandığında toplam şarj etme kapasitesi de azalıyor. Yani, 200 kW gücündeki şarj cihazı zaten normal şartlar altında bu güçte şarj edemezken 2 araç bağlandığında şarj gücü de bölündüğü için şarj, hesaplanandan da uzun sürüyor. Şarj istasyonunun kurulduğu bölgedeki trafonun gücü ve o bölgenin elektrik ihtiyacı şarj cihazlarının kapasitesini belirliyor diyebiliriz.

İLK KEZ UZUN YOLA çıkacak olan sürücülere neler söylemek ve önermek istersiniz? 

Kesinlikle acele etmesinler! 

İlk kez uzun yola çıkacak olmak yoğun bir stres sebebi olabilir. Stres dikkat dağınıklığı ve asabiyeti beraberinde getirebilir. Bunlar da hataya yol açar. Sakin kalmak, trafiğin akış hızını bozmadan, doğru takip mesafesini bırakmak ve bolca mola vermek yolculuğu daha sorunsuz geçirmelerini sağlar. 

Yolculuğun süresini önceden belirlemek ve bu süreye uymaya çalışmak da kazaya davetiye çıkarır. Gideceğiniz güzergahtaki yol şartlarını, kavşak noktalarını, sık kaza olan noktaları bilmiyorsanız önceden araştırma yapın ve gerekirse navigasyon kullanın. Yoğun yağış ya da sise denk gelirseniz akaryakıt istasyonu, dinlenme tesisi gib

i güvenli bir alana geçip şartların düzelmesini bekleyin. Gece karanlığında yola çıkmaktansa sabah aydınlığında yola çıkın.

UNUTMAYIN!

Otomobiller ne kadar gelişmiş olursa olsun ne kadar çok elektronik sürüş destek sistemine sahip olursa olsun hala sürücüler güvenli sürüşün temel etkenidir. Elektronik sistemler herhangi bir sebeple devreden çıkabilir ya da yanlış bir eylemde bulunabilir. Bu yüzden sürücülerin örneğin aktif hız sabitleme ya da aktif şerit takibi sistemi kullanırken dikkatlerinin dağılmaması, ellerini direksiyon çekmemeleri, ayaklarını pedallardan uzak tutmamaları gerekir. Unutmayın, bir otomobil ancak sürücüsü kadar güvenlidir!

GÜVENLİ SÜRÜŞLERLE SEVDİKLERİNİZE KAVUŞACAĞINIZ MUTLU BAYRAMLAR DİLERİZ!

 

Görüşlerinizi Paylaşın