Çocuk Gelinler ve Sağlık Sorunları
Çocuk Gelinler
Işın Gürel- Gazeteci
Çocuklar… Hepimizin geleceği, güvencesi…
Onların yetiştirilmesi, çocukluklarını yaşamaları, gülen yüzlerinin solmaması, eğitimi, ruh ve beden sağlıklarının korunması başta ebeveynlerin, devletin ama aslında tüm toplumun hassasiyetle üzerinde durması gereken bir konudur. Bunun için çocukların da kanun önünde hakları vardır! Çocuklarımız her türlü ihmal ve istismardan korunma hakkına sahiptir! Peki nasıl? Kanunlar bu sorunu engelliyebiliyorlar mı?
Uluslararası Sözleşmeler
Türkiye’nin çocuk hakları konusunda taraf olduğu uluslararası sözleşme vardır.
Bunlardan bir tanesi Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir. 9 Aralık 1995’te TBMM’de kabul edilen bu sözleşme 18 yaşın altındaki herkesi “çocuk” kabul eder. Bu yaş altındaki tüm evlilikleri de “çocuk evliliği” olarak niteler. Çocukların sağlık hizmetlerine erişimi, zararlı geleneksel uygulamalardan korunması, erken ve zorla evlilik dâhil her türlü istismara karşı korunması gerektiğini vurgular. Ayrıca çocukların fiziksel veya duygusal istismar, cinsel sömürü veya diğer her türlü istismara karşı korunması gerektiği konularını düzenler. Zorla veya baskıyla evlendirilen çocukların maruz kaldığı durumlar da bu kapsamda değerlendirilir.
İkinci önemli uluslararası sözleşme ise Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesidir (CEDAW). Çocuk yaşta evlilik, eğitim hakkının gaspı, sağlık sorunları, ekonomik bağımlılık ve fiziksel/psikolojik istismar gibi sorunlara yol açtığı için CEDAW kapsamında kadın haklarına yönelik ağır bir ihlal olarak değerlendirilir. Madde 16/2, “Çocuğun nişanı ve evliliği hukuken geçersizdir. Taraf Devletler, bir evlilik için asgari bir yaş sınırı getirmek de dâhil olmak üzere gerekli tüm yasal düzenlemeleri yapacaklardır” demektedir.

Aslında bir üçüncü sözleşmede İstanbul Sözleşmesidir. Türkiye bu sözleşmeye ilk imzayı atmış ancak 20 Mart 2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile çekilmiştir. Sözleşmeye göre “çocukların 18 yaş altında evlendirilmeleri zorla evlendirme” olarak tanımlanmış, 18 yaşından küçük bireylerin rızasının geçerliliği olmayacağı kabul edilmiştir. Yani çocuğun ailesi veya başka kişiler tarafından evlendirilmesi “zorla” evlilik ve “suç” kapsamına alınmıştır. 2012 yında Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun (6284) ise özünde kuvvetli bir kanundur. Ancak bu kanun İstanbul Sözleşmesindeki gibi zorla evlilik ve çocuk yaşta evlendirilmesini yasaklanıp suç olarak düzenlenmesini içermemektedir. 6284 no’lu Kanun şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri düzenlemektedir.
Çocuk ve gelin kelimelerini yan yana kullanmak…
Türkiye’de çocuk gelinler sorunsalı yıllardır üzerinde tartışılan çok boyutlu sosyal, hukuki ve eğitim seferberliğini de mutlaka gerektiren büyük bir problemdir. Tabii ki bu problem sadece Türkiye’ye has değil. Dünyanın pek çok yerinde yaşanıyor.
Öncelikle “çocuk” ve “gelin” kelimelerini aynı cümlede kullanmak bile tüm toplumu rahatsız etmelidir. Çünkü bu iki kelime yan yana geldiğinde başta zorla evlendirilme sonrasına malesef çocuk anneler gibi pek çok kabul edilemez kavramları peşi sıra sürüklüyor. Aslında çocuk gelin dendiğinde hem ortada çocuk hakları ihlali söz konusudur hem de çocukların yetişkinliğe geçtiklerinde bu kez de bireyin fiziksel, duygusal ve ekonomik gelişimini olumsuz etkilemektedir. Buna ek olarak çocuklarında eğitim hakları gasp edilmektedir. “Gelenek görenek” bahanesi altında da işleyen ve 18 yaş altı çocukların evlendirmeleri ile sonuçlanan bu sistem yeni nesillerin sağlıklı birey olabilmelerinin altına da dinamit koymaktadır. Oy verme veya ehliyet alma gibi sorumluluk gerektiren bir dizi hakkın 18 yaş üstünde olması ama daha ciddi sorumluluk gerektiren evlenme ve hatta çocuk yapmanın 18 yaşının altında normal sayılması mümkün değildir. Çocuk gelin çocuk anne de demektir.
Türkiye yasalarında durum nedir?
Çocuk yaşta evlenme aynı zamanda çok önemli bir toplumsal sorundur. Çoğunlukla kız çocuklarını etkileyen bu durum- az da olsa reşit olmadan evlenmeye zorlanan erkek çocuklarını da kapsamaktadır. Sayıları daha az da olsa evlenmeye zorlanan erkek çocuklarının da haklarının korunması gerekmektedir.
Prof. Dr. Nazan Moroğlu, çocuk evliliklerine karşı hukuki düzenlemelerin eksiksiz uygulanması, caydırıcılığın artırılması, eğitim ve farkındalığın yükseltilmesi gerektiğini ısrarla dile getiren ve bu konuda çok boyutlu iş birliğini savunan isimlerden biridir.
Türk Medeni Kanuna göre evlilik yaşı 18’dir, ancak istisnai durumlarda 17 yaşında ailelerin izni ile, 16 yaşında ise mahkeme kararıyla evlilik mümkün kılınmaktadır. Moran, konuya ilişkin kanunların birbirine aykırı hükümlerinin yeniden düzenlenmesini ve 18 yaşına kadar herkesin çocuk kabul edilmesini çözümün parçalarından biri olarak görüyor. Katılmamak mümkün mü?
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın 105. Yılını kutlarken, yarının büyüklerinin bugünün küçükler olduğunu unutmayalım!
Hem Ramazan hem de Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!
Kaynakça:
https://www.ohchr.org/en/professionalinterest/pages/crc.aspx
https://nazanmoroglu.com/cocuk-gelinler-2/
Sağlık Sorunları
Uzm.Dr. Tutku Taşkınoğlu
Her yıl 12 milyon kız çocuğu 18 yaşından önce evlendiriliyor. Çocuk yaşta evlilik sadece cinsiyet eşitsizliği ve bir kız çocuğunun haklarını ihlal etmekle kalmaz, ciddi sağlık sorunlarına da sebep olur. Çocukluğunu yaşayamaz, ciddi fiziksel ve psikolojik sorunlar yaşar ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan orantısız bir şekilde etkilenirler. Tüm dünyada çocuk gelinlerin cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma olasılığı genç erkekler ve erkek çocuklarına göre iki kat daha fazladır. Genç yaşta evlilik cinsel yolla bulaşan hastalıklar, özellikle HIV ve insan papilloma virüsü (HPV) olasılığını artırır. Kadınlara, erkeklere kıyasla sadece bir korunmasız seks sırasında HIV enfeksiyonu bulaşma riski 2-3 kat daha fazladır. Ayrıca, HIV enfeksiyonunun en yüksek yaygınlık oranı 15-24 yaş aralığındaki kadınlarken, erkeklerde bu riskin zirvesi 5-10 yıl sonradır

Çocuk kadınların genellikle evli olmayan akranlarından daha yaşlı kocaları ve daha az güvenli cinsel ilişkileri vardır. Kızları çocuk yaşta evlilik riskine sokan faktörler, onları aynı zamanda enfeksiyon riski ile karşı karşıya bırakır; yoksulluk, düşük eğitim düzeyi ve özellikle kızların kendi sağlıkları hakkında karar alma haklarını sınırlayan cinsiyet eşitsizlikleri…
· Çocuk kadınlar, yakın partner şiddetine karşı da daha savunmasızlardır.
· Çocuk kadınlar, baskı nedeniyle sıklıkla korunmasız cinsel ilişkiye maruz kalırlar.
· Çocuk kadınlar, yaşlarının küçük olması ve ilişkideki zayıflıkları nedeniyle cinselliklerini nasıl yaşayacakları konusunda söz hakkına sahip değildir.
· Çocuk kadınlar, daha güvenli seks konusunda pazarlık yapamaz veya seksi reddetme hakları yoktur.
· Çocuk kadınlar, güvenli seksi zaten bilmezler çünkü yeteri kadar cinsel eğitim alamazlar.
Çocuk kadınlar sadece sosyal zayıflıkları nedeniyle risk altında değildir, henüz olgunlaşmamış vajinalarının iç yüzeyi koruyucu hücrelerle kaplı değildir ve serviksleri kolayca hasar görebilir. Fiziksel hasar enfeksiyon bulaşında riski artırır.